Atatürk

Atatürk Devrimleri ve Evrimsel Müdahaleleri

Mustafa Günen

ismlik-MUSTAFA GÜNEN

Atatürk, inanç dâhil sosyal hayat düzeniyle ilgili devrim niteliğinde bazı büyük değişiklikler yapmıştır. Ben burada Atatürk’ün ağır iftira ve haksızlıklara maruz kaldığı için onun sadece inanca, dine yaptığı değişiklileri yazacağım. Çünkü Atatürk’ün dine, inanca ilişkin yaptığı uygulamalar devrimin ötesindedir. Hatta evrim niteliğindedir. Ve de Kuran’a çok uygundur.  Peki, neden evrim olarak nitelendirdim?

Evrim: Zaman içinde birdenbire olmayan, kesintisiz, niteliksel ve niceliksel gelişme sürecidir. (TDK) İşte Kuranın bildirdiği din, tıpkı evrim gibi yaşam akışına uygun değişim gösteren bir esnekliktedir. Bunu ayetlere dayandırarak kısaca açıklayayım.

Kuran, ENBİYA-30 da tüm canlıların sudan yaratıldığını söyler İNSAN-1 de İnsanın çok uzun bir süre boyunca anılmaya değer bir şey olmadığı bilgisi verilir. Yani insanın önemsiz bir canlı türü olarak yeryüzünde uzun bir dönem geçirdiğini söyler. Gerçekten de bilimsel verilere göre hayat suda başlamıştır. İnsan yeryüzünde milyonlarca yıl önce var olup ayette bahsedildiği gibi ilkel bir dönem geçirmiştir. Ancak benim dikkat çekmek istediğim husus RUM-30 ayetidir. Ayet, Dinin aslında insanın bir fıtratı (yaratılış programı) olduğunu ve fıtratın asla değişmez olduğunu ifade eder. Bu çok önemlidir. Çünkü. İnsanın biyolojik yapısı, davranışları ve yaşam biçimi zamana ve bölgeye göre zorunlu olarak çok değişmiştir. Eğer fıtrat, yani program değişmez ise ilkellikten bu zamana olan değişimler nasıl olmuştur? Bu sorunun tek cevabı vardır. Demek ki din, insanın varoluşundan itibaren geçirdiği, bugün bilimsel adı evrim de denilen tüm gelişimini içeren bir programdır. O zaman tüm bu gelişim aşamaları dine dâhildir Yani fıtratında vardır. Öyleyse din aktiftir. Zaten dinin bu aktif yapısından dolayı Kur’an 23 yılda yaşam akışı içerisinde inmiştir. Yoksa kanunlar değişmez ise yirmi üç yıl neden sürsün? Çünkü dinde değişmez esaslar vardır ama yaratıcı bu esaslara ilişkin hükümleri insanın yaşadığı dönemin şartlarına en uygun yöntemlerle düzenleneceğini vurgular Onun için tıpkı laboratuvar yöntemi uygulayarak yirmi üç yılda tamamlamış Kur’an hükümlerinin gelişime uyması gerektiği mesajını vermiştir. Bunu bir ayetle örnekleyeyim.

HACC-27 ayetinde, Peygamber’e “İnsanları hacca çağır ve kimi yayan olarak, uzaktakiler de develerle hacca gelsinler” der. Burada “Hacca gelsinler” değişmez hükümdür.  Ulaşım için o zamanki en uygun yöntem deve ile hacca gitmek ise onu yazar. Bugün ise devenin yeri, otomobil veya uçak olarak değişecektir. Yani yöntem değişecek ama hac eylemi o zaman da şimdi de gerçekleşmiş olacaktır. Dinin amacı ve yapısı budur. Zaten eğer Kur’an, kıyamete kadar yürürlükte olacak, korunacak ise o kitap herhangi bir zaman dilimiyle sınırlanamaz. Ne yazık ki asırlardır Kuran’ın tüm zamanlarda insanlara yön vermesi engellenmiş ve kendi dönemine hapsedilmiştir.

İşte Kuran’ı çok iyi inceleyen Atatürk ondaki bu gerçeği fark etmiştir. (FURKAN-30) da yazdığı gibi Kuran’ı terk edenler tarafından dinin indiği zamana hapsedildiğini, yaşam akışına uymasının engellendiğini çok iyi görmüştür. Bu engelleri kaldırmak için önce anlaşılsın diye Kuran’ı Türkçeye çevirtmiş; bilime ve bilgiye emanet etmek için İmam hatipleri ve diyaneti kurmuştur.  Aslında Atatürk’ün bu yaptıkları dine kötülük değil tam tersi doğrudan Allah’a ve onun dinine büyük bir hizmettir.

Bu gerçeklerden yola çıkarak tıkanan fıtrat dininin önünü açtığı için Atatürk’ün dine yaptıkları devrimden çok evrimseldir müdahaledir dedim.

Onun için kimse endişelenmesin; devrime, karşı devrim yapılabilir. Başarılı da olabilir. Ancak evrime karşı hiçbir şey yapılamaz. Evrimsel gelişim engellenemez. Evrim bazen yavaşlar hatta bekleyebilir. Ancak asla geriye gitmez.

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın