Avrupa Parlamentosu

AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN ÇİN İLE İLGİLİ KARARI ÜSTÜ ÖRTÜLÜ DİPLOMATİK BİR TEHDİT

Dünya

Bütün Batı dünyasında Çin karşıtı duygular yükselişte. Bu Çin’i Trump’ın her zamanki abartma alışkanlığı ile “soykırım”la suçlayan Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) eski Trump yönetiminin son günlerindeki önemli bir özelliğidir. Bilgi ve yanlış bilgi çağında, sözde “bağımsız” medyanın siyasi çarpıtmaya yönelik büyüyen eğilimi dikkate alındığında, kamuoyunun neye inanacağını ve izledikleri ile okuduklarına ne kadar güveneceğini bilmesi çoğu zaman zor oluyor.

Avrupa Parlamentosu, Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi ile ilgili bir karar aldı. Çin’e karşı oldukça eleştirel olan bu karar, büyük bir çoğunlukla kabul edildi.

Ne olup bittiğin anlamak ve kararın ne anlama geldiğini anlamak için, Avrupa Birliği’nin (AB) nasıl işlediği konusunda temel bir bilgiye sahip olmak önemlidir. Basit terimlerle Avrupa Komisyonu siyasileşmiş bir kamu hizmetidir; AB yasalarının taslaklarını hazırlar ve gündemleri belirler. Üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan Avrupa Konseyi genel yönelimi belirler. Avrupa Parlamentosu Komisyon’un önerdiği yasa tasarılarını inceler ve düzeltir.

AVRUPA KOMİSYONU SİYASİLEŞMİŞ BİR KAMU HİZMETİDİR

Avrupa Parlamentosu yasama rolüne ek olarak, değişik konularda görüşlerini açıklar. Örneğin yasa yapılmasını, dış politikada harekete geçilmesini ya da iklim değişikliğine karşı yeni önlemler alınmasını isteyebilir. Bunlar mevcut AB anlaşmalarına göre izin verilen faaliyetler içinde olabilir ya da olmayabilir ama bunlar bir yöne işaret etmek ve parlamentonun kabul edeceği ya da reddedeceği, onaylayacağı ya da engelleyeceği yasa türlerinin ipuçlarını verir.

Hong Kong kararı tam da böyle bağlayıcı olmayan, Avrupa Parlamentosu’nun kendi inisiyatifi ile hazırladığı bir karardır. Ben Avrupa Parlamentosu üyesi olduğum zaman her ay bu türden gerçek ya da algılanan insan hakları sorunlarını öne çıkaran birkaç karar kabul edilirdi. Bu kararlar aylık genel toplantının sonunda, oylanmadan önce üstünkörü biçimde görüşülerek, kabul edilir.

Avrupa Parlamentosu Hong Kong kararını aldığı gün, Vietnam, Rusya, Venezuela ve Türkiye ile ilgili kararlar da aldı. Sık sık alındıkları için, bu tür kararları aşırı incelemek gerekli olmayabilir. Birçok parlamento üyesi bunları sembolik olarak görür ve bunlar onların gündelik işlerinin büyük bir kısmını oluşturmaz.

AVRUPA PARLAMENTOSU ÇİN’E KARŞI SERT BİR TUTUM ÇAĞRISI YAPIYOR

Bu tür kararlar Avrupa Parlamentosu içindeki siyasi grupların yapısı nedeniyle yaygındır. Avrupa Parlamentosu değişik grupları arasında mümkün en geniş konsensus sağlamayı amaçlar, bu da grupları tek bir ortak metin üretmek için metinleri birleştirmeye götürür. Parlamento böyle yaparak ilk başta niyet edilenden çok daha geniş sorunları ele alır.

Bu özel kararın etkisini anlamak için, onun doğrudan ve dolaylı etkilerini birbirinden ayırmamız gerekir. Bana göre, kararın doğrudan bir etkisi yok. Yasal olarak bağlayıcı değil ve başkana kararın bir kopyasını değişik ulusların önde gelen temsilcilerine göndermesi talimatı ile bitiyor.

Avrupa Parlamentosu, her zaman yaptığı gibi diğer sorunları da gündeme getirerek konsey ve komisyonu Hong Kong Özel İdari Bölgesi konusunda Çin’e karşı sert bir tutum takınmaya çağırıyor. Komisyon üyesi Helena Dalli tartışmalar sırasında parlamentoda idi ve temsilcilerin konuşmalarını dinledi ve komisyonun tutumunu açıkladı.

KARAR ÜSTÜ ÖRTÜLÜ DİPLOMATİK BİR TEHDİT

Hem Dalli hem de Avrupa Parlamentosu kararının ticaretten bahsetmesi dikkate değer. Dalli’nin sözleri diplomatik bir dille ifade edildi, aralıktaki bir toplantıya işaret ederek, toplantının “Çin’le yatırım konusunda ilke olarak kapsamlı bir anlaşmayı sağladığı ama Hong Kong’la ilgili endişeleri de dile getirdiğini” söyledi. Parlamentonun kararı “Komisyona” yatırım anlamasını ya da Çin ile gelecekteki ticaretleri onaylaması istendiğinde Hong Kong’u “dikkate alacağını hatırlattı.”

Karar aslında üstü örtülü bir diplomatik tehdit. Avrupa Parlamentosu uzun zamandır ticaretin siyasileştirilmesine inanıyor. Ticaret görüşmelerini dünya ölçeğinde ülkelerde istediği toplumsal değişiklikleri sağlama girişiminde kullanıyor. Böyle bir yaklaşım ticaret görüşmelerinde önemli gecikmelere yol açıyor. Şimdiki konuda, Avrupa Parlamentosu Çin hükümetinin Kapsamlı Yatırım Anlaşması’yla ilgili politikasında değişiklik yapmaya çalışıyor.

Bir ulusu değişiklik yapmaya zorlayan saldırgan bir yaklaşım küçük ekonomiler üzerinde etkili olabilir, ama bunun Çin üzerinde herhangi bir önemli etkisi olacağı şüphelidir. Avrupa Parlamentosu gelecekteki anlaşmaları onaylaması istendiğinde bu konunun yeniden öne çıkmasını bekliyorum. Ama sonunda Avrupa Parlamentosu’nun kendisini üye ülkelerin hükümetleri ile bir çatışma çizgisine sokmasının ihtimal dışı olduğuna inanıyorum.

China Daily / Jonathan Arnott (Eski Avrupa Parlamentosu Üyesi)
Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın