Elektrik dağıım

DAĞITIM ŞİRKETLERİNİN GİDERLERİNİ TABANA YAYMA ÜZERİNE …

Nevzat Yılmaz

Nevzat Yılmaz- İsimlik

Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Özellikle elektrik dağıtım şirketleri, bin bir güçlükle elektriği dağıtmak üzere kolları sıvamış durumdalar…

Elektrik deyip geçmeyin taaaa Keban’dan geliyor, dağıtım işi çok zor. Öyle postacıların mektup dağıtmasına, tencere-tava dağıtmaya, ya da Gorbaçov’un Sovyetleri dağıtmasına pek benzemiyor.

Kalın kalın bakır borulardan gelen elektriği daha ince bakır tellerle dağıtmak kadar dünyanın zor bir işi yoktur.

Bazı muhalifler, hatta iktidara muhalefet edenlere muhalif olanların anlayacağı bir konu değildir elektrik konusu. Zor bir konudur “mesarifli” bir iştir. Hayatlarında devlette bir protokolde yer almayan bazı kişilere bu konuyu anlatamazsınız bile.

Onların işi kargaşa çıkarmaktır. Olur olmaz dedikodular yaymaktır. Bunlara 3-5 keçi verseniz akşama 2 tavukla zor dönerler.

Allahtan hükümet geldi de elektrik işini özelleştirdi de elektriği dağıtmaktan kurtulduk. Özel sektör “kol” gibi, kol sentırlar aracılığıyla halka hizmet veriyor. Halkımız dağıtılan altın değerindeki elektriği alıyor ve kullanıyor.

Bunlar eski Türkiye’den yanadırlar. O yüzden eski dönemlerdeki elektriğin fiyatından dem vururlar. Külliyen yalandır. Onların döneminde yani eski Türkiye’de elektrik çok değersiz bişeydi. Çok ucuzdu. Kimse minnet edip bozukluğunu bile harcamazdı. Reisin sayesinde bu ucuzluktan dolayı değersizleşen elektrik şimdi çok değerlenmiştir. Çuval çuval altın verseniz alamazsınız.

Ben oldum olası iktidara muhalefet edenlere muhalif olanları da hakkını almak için direnip sokakları çöp dağına çeviren sendikalı işçiyi de sevmemişimdir. Bunların işi gücü sağa-sola,oraya-buraya muhalefet etmektir. Hatta yürümektir. Bunlar sürekli yürüdükleri için papuçları bile yoktur. Varsa da altı deliktir. Delik olduğu hemen belli olmaz. Hep ayakta oldukları için delikler görünmez. Ne zaman ki nalları dikerler kardeşim, ayakkabılarının altındaki delik görünür.

Allahın züğürtleri, ayakkabınızın altı delik, nefesininiz kokar, aynı gömleği giymekten yakaları eskimiş zavallının tekisiniz.

Utanmaları olmadığından sürekli sataşırlar. Üç-beş cümle ettirmezler. Adamın kafasındaki düşünce dağılır gider.

Bunlar hayatta iktidar olamaz. Oy verdikleri parti de iktidar olamaz. Bunlar bir tek konuşma işini iyi becerirler.

Aman allahım, feslsefe, edebiyat, halka yabancı kelimeler. Cebinde sözlük taşıman gerek.

Bakın ben de onlar üzerine konuşurken kafam dağıldı, gitti. Bunlar işte böyle bozguncudurlar.

Elektrik dağıtım tebliği üzerine söyledikleri abuk-subuk düşüncelere itibar edenlerin aldıkları oy miktarını hepimiz biliyoruz. Ben burada bir kez daha söyleyip de onları utandırmak istemem.

Gerçi utanmak neyim bildikleri bişey değildir.

Ben utanırım,ben…

Elektrik dağıtım şirketleri, temsil, ağırlama ve seyahat gibi giderleri, faturaya

yansıtılacakmış. Yalan olur da bu kadar büyük olmaz. Olduğu gibi yalan.

Bir kez elektrik dağıtım şirketlerini temsil edeceklere ödenecek bir miktar para vardır. Ve çok cüz’idir. Yani düşüktür. Hizmet bedeli olarak faturalardan alınan paralardan karşılanır. Öyle ayrıca faturalara yansıtmak sözkonusu değildir. Çürüttük mü bu yalanlarını…

Ağırlama ve seyahat gibi gider kalemleri vardır ki, bu şirketlerin yöneticilerinin 3-5 şirketten aldıkları huzur hakkı ile ile mi ödeyecekleri bu harcamaları.

Tabii ki şirketin kasasından ödeyecekler.

Beyler çadır devletinde yaşamıyoruz. Devletin bir ciddiyeti var.

Kıt kanaat geçinen bu yöneticilerin hanımları, çolukları-çocukları evde mahçup mahçup oturmaktadırlar.

3-5 şirketin yönetim kurulu üyeliğinden gelen asgari paralarla geçinmek mümkün olmadığı için hanımları, komşu kadınları evlerine çağıramamakta, altın günü gibi sosyal olaylardan uzak kalmaktadır.

Okula giden çocukları evden ekmek arası yaparak götürmektedirler.

Bu ekmek arası yemeklerini iktidara muhalefet edenlere muhalif olanların çocukları görmesin de ağızlarının suları akmasın diye okulun gizli bir köşesinde yemektedirler.

Utanmazlığı görüyor musunuz?

Bunu da dillerine dolarlar.

Eğer bunlarda akıl, vicdan olsa ne yaparlardı, biliyor musunuz?

Ağızlarına doladıkları yöneticilerin hanımlarının, altın gününe katılmaları için küçük meblağları dağıtım şirketlerinin kasından karşılanması için öncülük ederlerdi.

Çocukları okul köşelerinde mahçup mahçup oturmaması için şirketlerden dağıtılan cep harçlıkları ile bir nebze yoksulluklarını giderirlerdi.

Elektrik dağıtımı yapan şirketlerin yanına, su dağıtan, gaz dağıtan şirketleri de koydun mu üçlü tamamlanırdı.

Şimdi anladınız mı?  Neden yeni Türkiye’de nurlu ufuklara kanatlanmanın elbet bir bedeli var.

Bunlar eski Türkiye’den yanadırlar. Yaptıkları arabaya benzin koymayı unuttukları için yürümeyen arabanın temsil ettiği Türkiye’den yanadırlar.

Şimdi öyle mi ya?

Asfaltlarda Mercedesler vızır vızır, havada uçaklar kuş sürüsü gibi…

Söyleyin bakalım, siz eski Türkiye’den mi, yeni Türkiye’den mi yanasınız?

Tarafınız belli olsun…

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın