Çin - Hindistan

Hindistan Neden Çin İle Çatışmayı Artırmayı Tercih Ediyor?

Dünya

Galvan Vadisi’nde 15 Haziran’daki çatışmadan sonra ağır hasar gören Çin-Hindistan ilişkileri, diplomatik ve askeri kanallar aracılığıyla yapılan görüşmelere ve istişarelere rağmen kötüleşme eğiliminde.

Haziran ortasında Galvan Vadisindeki çatışma ise 1975’den beri iki tarafın da kayıp verdiği ilk olaydı. Buna rağmen Çin Halk Cumhuriyeti yetkilileri, olayda tansiyonu yükselten bir tavır sergilemekten kaçındı. Hindistan’la ilişkilerin istikrarını korumak amacını çatışmadan daha üstün gören Çin politikasına rağmen, son dönemde Hindistan “Çin’den ayrışma” siyasetini sadık kalıyor görünüyor.

Hindistan, Çin’in Güney Asya’daki en büyük ticaret ortağı. 2019 yılında iki ülkenin karşılıklı ticareti 100 milyar doları aştı. Binden fazla Çinli şirket, 10 milyar dolara yaklaşan bir yatırımla Hindistan piyasalarında. Ekonomik olarak bu kadar birbirine bağlı olan Asya’nın iki köklü ve dünya devi ekonomilerine sahip ülkenin ilişkilerindeki bu gerilim, Asya’da barış içinde bir arada yaşama hevesindeki halkları ve ülkeleri de riskli bir konuma sokuyor.

ÇİN’İ ÇEVRELEME SİYASETİ

ABD’nin Çin’i çevreleme siyasetinde önemli bir rol biçtiği Hindistan’ın, Çin’e yönelik politikasında muhafazakâr-milliyetçi tandansı artırması, KOVİD-19 salgını düşünüldüğünde kendisini de çözümsüzlüğe yöneltiyor. Pandemi etkisiyle 2020 ekonomisinin yüzde 5 küçüleceği tahmin edilen Hindistan ekonomisi de düşünüldüğünde, çözümsüzlüğün tam adı ‘Çin’le savaşamayız ancak barış da edemeyiz’ olarak söylenebilir. Hindistan’ın şu an önünde duran en acil sorun, daralan ekonomisi, işsizlik artışı ve salgından etkilenen işletmelerin durumu iken ABD politikalarını uygulayarak Çin ile gerilimi artırması oldukça irrasyonel bir durum. Bütün bunlar düşünüldüğünde Hindistan’ın ikili ilişkileri daha da geriletecek uygulamaların yerine üretimini genişletecek, istihdamı artıracak ve enflasyonu düşürecek politikalar uygulaması, Hindistan ve bölge halkı için daha faydalı olacaktır.

TİKTOK’U YASAKLADILAR

İkili ilişkilerde Hindistan’ın gerilimi artıracak uygulamaları ise devam ediyor. Temmuz başında Hindistan’ın başta TikTok olmak üzere 60’a yakın Çin menşeili uygulamaları yasaklaması sonrası Hindistan şimdi de Konfüçyüs Enstitülerini gündeme aldı.

Hindustan Times gazetesinde geçen Pazar günü yapılan bir habere göre Hindistan Milli Eğitim Bakanlığı, Konfüçyüs Enstitülerini gözden geçirme kararı aldı.

Çin’in Hindistan Büyükelçisi ise “Hindistan’ın son dönemdeki tutumu karşılıklı ‘kaybet-kaybet’ politikasına yarıyor. Rasyonel olarak bakıldığında Hint ve Çin ekonomileri iç içe geçmiş ve birbirine bağımlıdır. Hindistan’ın Çinli şirketlere ve Çin yatırımlarına karşı son dönemdeki politikasına bakıldığında ise ekonomik iş birliği fikrine balta vuran kararlar alındığını görüyoruz. Tüm bunlara rağmen küresel üretim ve tedarik zinciri açısından iki ülkenin birbirine bağımlı olma eğilimini tersine çevirmek zordur” açıklamasında bulundu.

ABD SİYASETLERİNİN ETKİSİ

Hindistan’ın Konfüçyüs enstitülerini kapatma düşüncesi ise ABD politikalarının Hindistan üzerindeki etkisini göstermesi açısından ayrıca önemli. Şimdiye kadar ABD-Çin çatışmasında arada kalmak isteyemeyen ülke pozisyonunda olan ve Hindistan Başbakanının “bağımsız ve özerk bir jeopolitik siyaset izleyeceğiz” (stratejik özerklik politikası) açıklamasına rağmen Hint politikasında ibre Amerikancılıktan yana bir hal almaya başladı. Çinli uzmanlar arasında da yeni bir durum olduğu ve Hint politikasının, Pekin’i engellemek amacı ile uluslararası Çin karşıtı koalisyonla uyum sağlayabileceği tartışılıyor.

İki ülke ilişkilerinin tarihinde Çin-Pakistan arasındaki “her türlü hava koşullarında ittifak” (all-weather alliance) ya da 1950’lerin sonunda Dalay Lama’nın Tibet’ten Hindistan’a kaçması ve Hindistan ‘misafirperverliği’ gibi yapısal kırılganlıklar mevcut. Haziran ortasındaki sınır çatışması ve Hindistan’ın Çin’e yönelik düşmanca tutumunu artırmasına rağmen iki ülke ilişkilerinin geleceği hala barış ve karşılıklı yarar çerçevesince tekrar dizayn edilebilir. Hint ve Çin ekonomileri küresel ekonominin neredeyse beşte birini oluşturuyor. Hindistan, Çin ile beraber BRICS ve Şangay İşbirliği Örgütü üyesi. Ayrıca Hindistan askeri teçhizat bakımından da sadece ABD’den alım yapmıyor. Hindistan geçtiğimiz yıl Rusya ile askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Daha da önemlisi Hindistan’ın iki yüz yıldan fazla süren bir emperyalist sömürülme tarihi var. Çin-Hindistan ilişkilerinde stratejik yeniden uyum için fazlaca engel olmasına rağmen, geçmişte Bağlantısızlar Hareketinin önderlerinden olan Hindistan’ın, önümüzdeki dönemde Çin ile çatışma siyasetinin kaybettiren getirisini görüp tekrardan Modi’nin 8 ay önce dediği gibi “Çin ile yeni bir dönem başlatacağız” siyasetine girmesi şaşırtıcı olmaz.

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın