Kafkas Cephesi

Askerî, Siyasî ve Sosyal Gelişmeler

I. Dünya Savaşı’nda Karadeniz ve Kafkasya

19. yüzyılın başından 20. yüzyılın başlarına kadar cereyan eden ekonomik ve siyasî gelişmelerin bir sonucu olarak patlak veren Birinci Dünya Savaşı, ilk küresel ve kitlesel savaş olmaktan başka askerî, siyasî ve sosyal sonuçları itibarıyla etkilerinin hâlâ devam ettiği önemli bir olaydır. Dönemin büyük güçlerinin karşı karşıya geldiği bu  savaş  sonucunda,  Avrupa’dan  Uzak  Doğu’ya, Rusya coğrafyasından Orta Doğu’ya kadar ülkeler ve coğrafyalar yeniden şekillendiği gibi, bu durum, günümüze kadar devam eden yeni birtakım sorunlara da zemin hazırlamıştır. I. Dünya Savaşı sürecinde cereyan eden askerî, siyasî ve sosyal gelişmelerin tam ortasında yer alan Karadeniz ve Kafkasya, Avrupa’yı Asya’ya ve Rusya’yı Orta Doğu’ya bağlayan stratejik konumuyla büyük devletlerin hâkim olmak istedikleri bir alan olmuştur. Rusya’nın Basra Körfezi ve Akdeniz’e inmek, İngiltere’nin, Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne ve Hindistan’a uzanan “İmparatorluk Yolunu” korumak, Almanya’nın, Orta Doğu ve Güney Asya’ya ulaşıp enerji ve ticaret yollarını ele geçirmek şeklinde özetleyebileceğimiz bu istekleri Balkanlardan Kafkaslara, Ukrayna’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada şiddetli çarpışmalara yol açmış, hatta “Genel Savaş” 1918 yılının Kasım ayında sona erdiği hâlde, Karadeniz havzasındaki mücadeleler yeni ittifaklar ve yeni antlaşmalar yapılarak bir süre daha devam etmiştir. Bölgeye dair araştırmalar yapan Türkiye’nin alanında uzman tarihçileri tarafından kaleme alınan bu çalışmada, I. Dünya Savaşı öncesinden Kafkasya’nın Sovyet Rusya hâkimiyetine girişine kadar cereyan eden süreçte büyük güçlerin Karadeniz ve Kafkasya politikaları ile bu politikaların neden olduğu askerî, siyasî, demografik ve   sosyo-ekonomik  gelişmeler  irdelenmektedir.  Üniversitemiz bünyesinde faaliyet gösteren ve bölgemizin tarihî, kültürel, coğrafi, stratejik, sosyal ve ekonomik yapısına dair bilimsel araştırmalar yapan Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü koordinatörlüğünde hazırlanan bu çalışmaya yazılarıyla katkı sağlayan bilim insanlarına, yayım aşamasında emeği geçen akademik ve idarî personelimize teşekkür eder, ilgili çalışmanın yakın dönem Türk tarihi araştırmalarına ve kamuoyuna faydalı olmasını temenni ederim.

Prof. Dr. Süleyman BAYKAL

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) RektörüKafkas Cephesi

Uzun bir süre neredeyse yalnızca Türk soylu topluluk veya devletlerin hâkim olduğu Karadeniz ve Kafkasya hinterlandı, eski çağlardan günümüze kadar Büyük Devletlerin rekabetine sahne olmuştur. Coğrafî keşifler ve yeni ticaret yollarının bulunması ile beraber bir müddet iktisadî önemini kaybetse de 19. yüzyıldan itibaren tekrar ön plana çıkmaya başlayan bu coğrafya, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney  yönünde  en  önemli  ulaşım  ağı,  enerji  ve  güvenlik merkezi hâline gelmiştir. 15. yüzyıldan 18. yüzyıl sonuna kadar Osmanlı Devleti’nin söz sahibi olduğu coğrafyaya daha sonra Rusya giriş yapmaya başlamıştır ki bu aynı zamanda I. Dünya Savaşı sürecinde zirveye ulaşacak rekabetin de başlangıcı olmuştur. Büyük devlet olmasından öte ulusal bütünlüğünün korunması Karadeniz ve Kafkasya’yı kontrol etmesine bağlı olan Rusya ile bölge üzerindeki hâkimiyetini ve topraklarını korumaya çalışan Osmanlı Devleti arasında başlayan rekabette Osmanlı Devleti her geçen gün güç kaybederken XX. yüzyılın başından itibaren bu kez Rusya’nın karşısına Doğu Akdeniz’den Hindistan’a uzayan ticaret yolunu tehlikelerden uzak tutmak isteyen İngiltere, Karadeniz ticaretinden pay almak isteyen ABD ve Fransa gibi ülkelerle Avrupa’dan Asya’ya bütün Doğu’yu kontrol etmeği amaçlayan Almanya çıkmıştır. Tarafımızca hazırlanan bu çalışmada, söz konusu devletlerin I. Dünya Savaşı öncesinden Kafkasya’nın Sovyet Rusya hâkimiyetine girişine kadar cereyan eden süreçteki  Karadeniz ve Kafkasya politikaları ile 18. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıl başına kadar bölgede cereyan eden askerî, siyasî ve sosyal gelişmeler Türk, İngiliz, Fransız, Amerikan ve Rus arşiv belgeleri ile yine adı geçen ülkelerin basılı resmî dokümanları, döneme ait gazeteler, hatıralar ve diğer kaynaklara dayanılarak incelenmiştir. Bölge üzerine çalışma yapan araştırmacıların kaleme aldığı yazılar sıralanırken mümkün olduğunca kronolojik ve konu bütünlüğüne dikkat edilmiş, böylece farklı yazarlardan gelen yazılardan oluşan editörlü bir çalışma, birbirini takip eden olayların ele alındığı 22 bölümden oluşan tek bir eser olarak ortaya çıkmıştır.

Konuya giriş özelliği taşıyan Selçuk Duman’ın kaleme aldığı “18. Yüzyılın Son Çeyreğinden 20. Yüzyılın İlk Çeyreğine Karadeniz’de Küresel Güçlerin Rekabeti” başlıklı yazıda Karadeniz’in Jeopolitik önemi, Karadeniz’de önce Osmanlı-Rus mücadelesine, daha sonra da yine bu coğrafya üzerinde Rusya ile İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan ve Almanya arasında cereyan eden iktisadî ve siyasî rekabete değinilmektedir. Takip eden yazı Selçuk Ural’ın “I.Dünya Savaşı VIII Askerî, Siyasî ve Sosyal Gelişmeler Öncesi Rusya’nın Türkiye’ye Yönelik Emellerinin Türk Basınına Yankıları” olup Rusya’nın geleneksel Güneye ilerleme siyaseti ve savaşın  hemen  öncesinde  Rusya’nın  Osmanlı  Devleti’ne  yönelik  düşmanca politikaları dönemin önde gelen gazeteleri üzerinden irdelenmektedir. Şahin Doğan, Rus arşiv belgelerine ve dokümanlarına dayanarak  hazırladığı  “I. Dünya Savaşı’nda Rusya’nın Karadeniz Politikasını ve Rus Karadeniz Filosu” adlı çalışmasında Petersburg yönetiminin Karadeniz’deki donanmasını güçlendirme girişimleri ile Osmanlı donaması hakkında dikkat çekici bilgiler verirken Mustafa Öztürk de “Petrograd Basınında Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na Katılması”nı  ele  almaktadır. Öztürk,yazısında  savaşa dair genel durum, Rus kamuoyunun Almanya’ya yaklaşımı, Türk-Alman ilişkileri, Türkiye’ye yönelik tarihi emeller ve Enver Paşa hakkında haber ve yorumlara yer vermektedir. I. Dünya Savaşı’nın önemli aktörlerinden Fransa’nın Karadeniz politikası Salih Tunç tarafından kaleme alındı. Tunç, Fransızca dokümanları esas alarak kaleme aldığı “Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı’na Girerken Fransızların Stratejik Refleksiyonlarında Karadeniz” başlıklı yazısında Fransa’nın savaş öncesindeki ve savaş sürecindeki  Karadeniz politikasını tartışmaktadır.

Rusya’nın son yüzyıldaki en büyük rakibi olmakla beraber I. Dünya Savaşı’nda aynı safta yer alan İngiltere’nin politikası ise Mehmet Okur tarafından irdelenmektedir. Okur, “Basra Körfezi ve Hindistan Yolunu Korumak: İngiltere’nin Karadeniz ve Kafkasya Siyaseti (1914-1920)” başlıklı yazısında İngiltere’nin savaş öncesi, savaş süreci ve sonrasındaki Karadeniz ve Kafkasya Kafkas Cephesi siyasetindeki değişimleri üzerinde durmaktadır. Bölgeye yönelik Alman politikası “Türk-Alman  Kaynakları Işığında Sovyet İhtilali Sonrası Kafkasya” isimli yazısıyla Selami Kılıç tarafından incelenmektedir. Yazıda, Bolşevik İhtilali sonrası Kafkasya’da cereyan eden siyasî ve askerî gelişmeler Türk, Alman arşiv dokümanları, Rus ve Gürcü resmî yayınları ile döneme dair bilgi veren başlıca eserler ışığında ele alınmıştır. Karadeniz, XX. yüzyılın başından itibaren yükselişe geçen Amerika Birleşik Devletleri için de büyük önem arz etmekteydi. Osmanlı coğrafyasında ABD ticaretinin giderek yaygınlaşmaya başlaması I. Dünya Savaşı sürecinde Osmanlı –ABD ilişkilerini diğer Büyük devletlerden ayırmaktadır. Bu süreç, Hikmet Öksüz ve İsmail Köse’nin kaleme aldığı “I. Dünya Savaşı ve Sonrasında Amerika Bir-leşik Devletleri’nin Karadeniz Politikası” adlı çalışmada Amerikan arşiv belgelerine dayanarak incelenmektedir.

Büyük Devletlerin Karadeniz rekabetinde politik ve stratejik manevralarla  kazançlı  çıkmaya  çalışan  devlet  ve  topluluklar  da vardı. Bu devletlerden biri de Karadeniz’in batı kıyılarında yer alan Romanya idi. Ömer Metin, bu ülkenin savaş sürecinde izlediği politikayı Romanya arşiv belgeleri ve dokümanlarına dayanarak akıcı bir şekilde sunmaktadır. Ozan Tuna  ve  Mucize Ünlü  tarafından  kaleme  alınan  “I. Dünya Savaşı’nın Başlarında Batum Limanı’nın Stratejik Önemi ve Osmanlı Donamasının Batum Limanı’nı Bombalaması” başlıklı yazıda ise savaş öncesi Rusya’nın Batum Limanı’ndaki askerî tahkimatı ile gerek Rus gerekse Osmanlı donanmasının Karadeniz’deki faaliyetleri anlatılmaktadır.Rusya, savaşın ilk yıllarında özellikle Kafkas Cephesi’nde büyük başarılar elde etse de Ekim 1917 Bolşevik Devrimi ile savaştan çekilmiş ve İttifak Devletleri ile Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştı. Şüphesiz bu durum özellikle Osmanlı Devleti için büyük umut ve moral olmuş, Rusya ile yapılan barış görüşmeleri kamuoyunda merakla takip edilmiştir. Bu süreç Zehra Arslan tarafından irdelenmektedir. Türk kamuoyunun heyecanla yeniden kavuşmak istediği Batum ve Elviye-i Selase’nin tarihî ve stratejik önemini ise Ali Ata Yiğit incelemektedir. Bolşevik Devrimi Osmanlı Devleti’nde heyecan yaratırken İtilaf Devletlerinde derin endişeye sebep olmuş, Karadeniz ve Kafkasya bir anda Bolşeviklerle Müttefikler arasındaki başlıca mücadele alanına dönmüştür.

I. Dünya Savaşı’ndan sonra da devam eden bu mücadele Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Türk Millî Hareketi’nin politikalarına da yön verecektir. Ömer Erden’in kaleme aldığı “Büyük Savaş’tan Zorunlu İttifaka: Türk –Sovyet İlişkilerinde İzlenen Denge Politikası (1917-1921)” başlıklı yazıda yaklaşık iki yıl önce düşman olan Türklerle ve Rusların şimdi aynı safta yer alması üzerinde durulmaktadır. Nüfus oranı ne olursa olsun Osmanlı Devleti’nde  yaşayan azınlıklar I. Dünya Savaşı sürecinde İtilaf Devletleri’nden büyük beklenti içerisine girmişler, aynı ölçüde de ajitasyona uğramışlardır. Buna en açık örneklerden biri de Karadeniz’deki Rum ve Ermeni azınlığın tutumu idi. Önder Duman ve Yüksel Küçüker birbirini takip eden ve tamamlayan yazılarıyla Kafkas CephesiÇarlık Rusya’sının Pontus  Meselesi’ndeki rolünü irdelemektedirler. Rum ve Ermenilerin neden olduğu tedhiş hareketleri ise Volkan Aksoy’un kaleme aldığı  “I. Dünya Savaşı’nda Trabzon ve Çevresinde Yaşanan Asayiş Sorunları” bölümünde verilmektedir. Doğu Karadeniz’deki Rus işgalinin ve gayrimüslim azınlığın sebep olduğu tedhiş olayları Türk halkında büyük bir trajediye yol açarken bölgenin demografik yapısını da derinden etkilemiştir. İbrahim Ethem Atnur, “I. Dünya Savaşı’nda Trabzon’dan Müslüman Göçü” yazısıyla savaşın neden olduğu bu sosyal yapıyı gözler önüne sermektedir. Esasında Osmanlı Devleti’nin son üç yüz yılının iç-dış göçlerle geçtiğini söylemek mümkündür. Özellikle Rusya’nın Kafkaslara inmeye başladığı andan itibaren izlediği iskân politikası yüzbinlerce Türk ve Müslüman unsurun topraklarını terk etmesine yol açmış, onların yerine çoğunluğu Slav olmak üzere çeşitli Hristiyan unsurlar yerleştirilmiştir. Günümüze kadar devam eden etnik ve siyasî problemlerin temelini oluşturan bu süreci Marziye Memmedli Rus kaynakları, Fahri Sakal ise Türk kaynakları üzerinden incelemektedirler.  Kafkasya’nın Bolşevik Devrimi sürecindeki askerî, siyasî, sosyal ve ekonomik durumu ise Ahmet Karaçavuş tarafından değerlendirilmektedir. Ali Asker, “I. Dünya Savaşı’nda Rusya: Toplum ve Elitler” başlıklı yazısında Rusya’da Çarlık yönetiminin asker ve sivil bürokrasisinden köylerdeki sıradan halka kadar Rus kamuoyunun savaş sürecindeki tutumu hakkında bilgi vermekte, savaş sürecinin genel bir fotoğrafını çekmektedir. I. Dünya Savaşı’nda Karadeniz ve Kafkasya üstbaşlığı ile yayımladığımız eserin son kısmını ise Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Rus işgalinin Görele-Eynesil yöresindeki yansımaları işlenmektedir. Mevlüt Kaya tarafından kaleme alınan bu yazıda işgal sürecinde cereyan eden olayların toplumsal boyutu hatıratlar,  esaret mektupları ve fotoğraflarla ortaya konulmaktadır.Kısa  bir  tanıtımını  yaptığımız  bu eserin  ortaya  çıkmasına bilgi, birikim ve emeği ile katkı veren meslektaşlarımıza,basımını sağlayan  üniversitemiz  yönetim  kuruluna ve  Rektörümüz  Sayın Prof. Dr. Süleyman BAYKAL’a teşekkürlerimizi sunarız.

Prof. Dr. Mehmet OKUR

Doç. Dr. Bahadır GÜNEŞ

Yrd. Doç. Dr. Ülkü KÖKSAL

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın