Dara

İlk Boğaz Köprüsü

Yaşam

İstanbul, Asya ile Avrupa’yı birleştiren hem büyük, hem dünyaca ünlü bir kentimiz. İstanbul, Boğazı’nın ikiye ayırdığı yeşil tepelerin üstüne kurulmuştur. Asya ile Avrupa’nın birbirine en çok yaklaştığı yerdir burası.

Bugün İstanbul Boğazı iki büyük asma köprüsüyle Asya ile Avrupa’yı birleştirmiştir.

Yüzyıllar önce, bu asma köprüler hesapta bile yokken İlk Boğaz Köprüsü‘nü kimin kurduğunu merak ediyorsunuzdur herhalde?

İran İmparatoru Dara‘nın ordusu, yaklaşık bundan 2500 yıl önce Boğaz’ın Asya yönünde, Kadıköy, Üsküdar düzlüklerine yayılmış bekliyordu. Dara, ordusunu Avrupa yönüne geçirip oradaki ülkeleri de ele geçirmek istiyordu. Ama nasıl? Dara‘nın çadırında ordunun Boğaz’dan geçirilmesi için bir toplantı yapıldı. Dara yapılan hiçbir öneriyi beğenmedi.

Toplantının bitiminde Dara‘nın ordusunda görevli mühendislerden Sisamlı Mandrokles imparatorun yanına yaklaşarak önünde diz çöktü:

-Ben Boğaz’ın iki kıyısını birbirine bağlarım, dedi.

Bu mühendis, tartışmalar sırasında ağzını bile açmamış, hep susmuştu. Dara, heyecanlanmıştı:

-Nasıl, nasıl? diye bağırarak sordu. Mondrokles, ayağa kalktı:

-Sizler tartışırken ben düşünmüştüm ki… dedi. Dara, dayanamadı:

-Düşündüğün ne, onu söyle!

-Ben yüzer bir köprü düşünmüştüm. Orada bulunanlar, ilk kez duyuyorlardı yüzer köprü sözünü. Dara sordu:

-Yüzer köprü mü? O da nesi?

-Evet efendim, yüzer köprü. Gemileri yan yana getirerek yapacağım bu köprüyü. Böylece Asya ile Avrupa ilk kez birbirine bağlanacak. Ordunuz burnu kanamadan karşı kıyıya ulaşacak.

Dara‘nın asık yüzü birden güldü:

-Öyleyse ne duruyorsun? Hemen işe başla!

Gerçekten de işe o günden başlandı. Öncelikle yüzer köprünün yerinin saptanması gerekiyordu. Köprü, akıntı ve fırtınadan en az etkilenecek yere kurulmalıydı.

Bütün ölçümler yapıldıktan sonra Boğaz‘ın Marmara‘ya yakın olan kıyıları daha elverişli görüldü. Bugünkü Birinci Boğaz Köprüsü‘nün bulunduğu yerin yakınlarında bir yerde yapım işine girişildi.

Tam 325 gemi yan yana getirilerek iki kıyı birleştirildi. Her gemi birbirine kalın halatlarla, iki yandan sıkı sıkı bağlandı. Halatların uçları iki kıyıya çakılan büyük babalara düğümlendi. Gemiler böylece yerlerinden kıpırdayamaz olmuştu. Yüzen köprünün ayaklarıydı bu gemiler. Bugünkü köprü dubaları gibi.

Şimdi ordunun geçeceği asıl köprünün yapılması gerekiyordu. Bunun için de ormandan bolca ağaç kestirildi. Ağaçlar iri kalaslar haline getirilip yan yana dizilerek gemilerin karınları üstüne, orta yerlerine gelecek biçimde döşendi. Onun da üstüne toprak dökülüp tokmaklarla dövülerek yol yapıldı. Sıkıca dövülen toprak yol, asfalt görünümünü almıştı. Öylesine düzgün ve sağlamdı. Artık sıra korkulukların yapımına gelmişti. Toprak yolun iki yanına askerlerin denize düşmemesi, köprüden geçecek atların ürkmemesi için tahtadan yüksek parmaklıklar yapıldı. Tıpkı bugünkü köprülerde olduğu gibi.

Her şey tamamlanınca başta Dara olmak üzere ordunun geçişi başladı. Çeşitli uluslardan erlerin yer aldığı Dara ordusunun yüz binleri ağır ağır köprüyü geçtiler. Avrupa yakasına karadan köprü yoluyla ulaşan ilk komutan olan Dara, karşıya geçer geçmez, tepede taştan oyulmuş bir tahta oturdu. Ordunun geçişini oradan, köprüden son savaşçı geçinceye kadar izledi. Gerçekten de yedi yüz bin kişilik orduda ne bir tek atın ayağı sürçmüş ne de bir tek erin burnu kanamıştı. Dara, bu başarısından dolayı mühendise alışılagelmiş armağanların on katını verdi.

Böylece Dara‘nın Köprüsü, İlk Boğaz Köprüsü olarak tarihe geçti.

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın