Kadın Savaşçı Amazonlar

Kadın Savaşçı Amazonlar

İnsan Öyküleri

Anadolu uygarlığının anıt kentlerinden olan Efes, İzmir yöresinde bugünkü Selçuk kasabasının yakınındadır. Bu kentin kuruluşunun da bir öyküsü var.

Çok eskiden Karadeniz kıyılarından kopup Anadolu‘nun dört bir yanında at oynatan kadın savaşçı Amazonlar, günün birinde Ege kıyılarında soluğu aldılar.

İçlerinden biri atından hiç inmedi. Kıyıya geldiklerinden beri atıyla bir o yana bir bu yana gidip geliyordu. Halk onu korkuyla izliyordu. Komutanları bu olmalıydı. Bir süre daha gidip geldikten sonra atını şaha kaldırıp durdu. Askerlerine:

-Arkadaşlar, diye bağırdı. Siz de görüyorsunuz buradan daha güzel bir yer bulunmaz. Kentimizi buraya kuracağız. Limanı, tapınağıyla büyük, ünlü bir kent olacak burası. Adı adımla anılacak.

Savaşçılar hep bir ağızdan:

-Yaşasın büyük komutanımız Efes, yaşasın Efes! diye bağrıştılar.

Amazonlar hemen işe girişti. Yerli halkı köle olarak çalıştırıyorlardı. Önce tapınağın yeri hazırlandı. Sonra da tapınağın çevresinde konutlar yapılmaya başlandı. Öte yandan Irmağın ağzı temizlenerek liman yapımına girişildi. Amazonların köle olarak çalıştırdığı halk bunları yaparken onlar savaş oyunları oynayarak eğleniyordu. Üstlerinden savaş giysilerini hiç çıkarmıyorlardı. Halk onlardan hem korkuyor hem de hoşlanıyordu. Ülkelerine bir canlılık getirmişlerdi. Tembellikten kurtulmuşlardı.

O kış bir yandan kentin yapımı, bir yandan da Amazonların savaş oyunları, komşu topraklara yaptıkları akınlarla göz açıp kapayıncaya kadar geçti.

Martın gelmesiyle ortalık yeşerdi. Sular kabardı. Buğdaylar uç verdi. Havalar ılındı.

Çok geçmeden badem ağaçları pespembe çiçeklerle donandı. Kuzular melemeye, kuşlar cıvıldamaya başladı. Bütün kış yerin altındaymış gibi uykuda olan ölü gibi yatan doğa uyanmış, yeniden dirilmiş, yeryüzü ile gökyüzü bir düğün cümbüşü içinde çalkanmaya başlamıştı.

Bademlerin çiçek açtığı ilk gün dağdan dönen genç bir çoban, badem dallarının altına uzanmış çok güzel bir kızla karşılaştı. Buralarda şimdiye dek hiç karşılaşmadığı bir kızdı bu. Öteki delikanlılar da o gün badem ağaçlarının altına uzanmış birçok kız gördüler. Hiçbiri buralı değildi. Kızlarla hemen evlenmek istediler. Onlar da evet dedi.

Delikanlılar ertesi gün, evlendikleri bu yabancı kadınların onları bir yıldır köle olarak çalıştırdıkları Amazon savaşçılarından başkası olmadığını gördüler. Bu bir şeyi değiştirmedi. Sabah olunca delikanlılar yapı işinin başına gittiler. Amazon kadınları da savaş giysilerini giyerek atlarına atladıkları gibi ava çıktılar.

Kışa doğru Amazon kadınları evlendikleri delikanlılardan çocuklar doğurdular. Bir anda bir kat daha çoğaldılar. Her evde bir çocuk viyaklaması vardı şimdi. Anne Amazonlar ne meme veriyor ne de çocuklarına bakıyorlardı. Çocukları babaları besleyip büyüttü. Çocuklar bir yaşını doldurduklarında anne Amazonlar atlarına binip ülkelerine dönmeye karar verdiler. Erkek çocukları babalarına bıraktılar, kızları kendi yanlarına alıp geldikleri gibi tozu dumana katarak gittiler.

Onlar gittikten sonra Amazon oğullarından yeni kuşaklar yetişti. Efes gittikçe büyüyüp gelişti.

Kültür ve ticaret açısından ününün doruğuna eriştiğinde görkemli bir kent olup tarihe geçti.

Bugün de Amazonların güzel komutanının adını taşıyan görkemli bir anıtkent olarak karşımızda duruyor.

Yorumunuzu Buraya Yazın