Morrison

MORRİSON, ÇİN AVUSTRALYA İLİŞKİLERİNE ZARAR VERDİ

Dünya

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) her zaman Avustralya’nın diplomatik ve ulusal savunma stratejisinde merkezi bir rol oynadı. Bunun nedeni, Avustralyalıların uzun zamandır ülkelerinin güvenliğinin ittifaklarına dayandığına inanması.

Avustralya sınırlı gücü nedeniyle, müttefikine yani ABD’ye jeo-güvenlik bakımından sıkı biçimde bağımlı. Bu arada, Avustralya’nın ABD küresel strateji planındaki yeri önemsiz. Bu nedenle Canberra bir gün Washington’ın kendisini terk edeceğinden korkuyor. Bu tür endişeler ABD Başkanı Donald Trump‘ın yaptığı stratejik çekilme nedeniyle hızla arttı.

Avustralya’nın gücü güvenlik bakımından ABD’den çok daha zayıf ve ekonomik olarak Çin’e bağımlı. Washington tarafından terk edilme ya da ABD-Avustralya ittifakının gelecekte zayıflayacağı korkuları nedeniyle Canberra, ABD için stratejik değerini ve ABD’ye bağlılığını göstermek zorunda. Bu nedenle, Çin’i dengeleme girişiminde ABD’nin desteğini almak için saldırgan mesajlarını artıracaktır. Bu durum, Avustralya Başbakanı Scott Morrison‘ın neden ABD’ye tehlikeli biçimde yatırım yaptığını ve Çin-Avustralya ilişkilerine ciddi biçimde zarar verdiğini açıklıyor. Ama Morrison, bu ilişkiyi yanlış yola sürüklüyor gibi görünüyor. Hızla bir kazan-kazan durumunda kaybet-kaybet durumuna doğru gidiyor. Avustralya bundan en çok kaybeden taraf olacaktır.

MORRISON ÇİN-AVUSTRALYA İLİŞKİLERİNE ZARAR VERDİ

Beijing ile Canberra arasındaki diplomatik gerginliğin ilk aşamalarında Morrison açıkça ulusal çıkarlar yerine ideolojiye öncelik verdi. Bu tür hareketler Çin-Avustralya ilişkilerinde esneklik payını büyük ölçüde azalttı. Değerli bir diplomatik esnekliği kaybetti. Morrison açıkça Çin’in kendi ulusal çıkarlarını ve egemenliğini koruma kararlılığını hafife aldı ayrıca Avustralya iç piyasasının Çin ekonomisine bağımlılığını da hafife aldı fakat ABD’nin Avustralya’ya vereceği olası diplomatik ve stratejik desteği abarttı.

Çin’in Avustralya gibi kibirli ve kaba bir dosta ihtiyacı yok. Beijing asla Canberra’nın küstahlığını açık sözlülük olarak görmedi öte yandan Avustralya’nın küçümseyici öğütleri de “dostça tavsiye” olarak görülmedi.

Gelecek Biden yönetiminin açıklanmış bir Çin politikası olmasa da, Avustralya ABD ile ittifakını baştakinden farklı bir yola sokmak için Çin’i kontrol etmekte ön alıcı bir rol oynuyor. Dolayısıyla, Canberra ABD-Avustralya ittifakının gündem ve fonksiyonlarını belirleyebileceğini bekliyor. Avustralya’nın hareketleri aktif olarak Çin’e karşı durmak için tasarlanmıştır. Canberra defalarca Washington’ı kendisini yalnız bırakmayacağına ikna etmek için ABD-Avustralya ittifakını bir üst seviyeye çıkarmak istedi. Bu ayrıca Canberra’nın ABD-Avustralya ittifakı çerçevesinde daha fazla gündem belirleme ve müzakere kabiliyetlerini artırmaya yönelik niyetine işaret ediyor.

CANBERRA DİPLOMATİK ALANINI GENİŞLETMEKTE BAŞARISIZ OLDU

Çin ile Avustralya’nın ulusal güçleri arasındaki artan fark ve ABD’nin gerileyen stratejik gücü ve güvenilirliğinin azalan rolü nedeniyle, Avustralya, Beijing ve Washington birbirlerine karşı önceliklerini belirlerken ikincil olmak zorunda kalacağını biliyor.

Canberra’nın Çin’le süren büyük güç oyununda zamansız ve acele Washington’dan yana çıkması sadece uluslararası statüsünü güçlendirmek ve diplomatik alanını genişletmekte başarısız olmadı, aynı zamanda Beijing’in karşı saldırısıyla sonuçlandı. Aslında Washington’ın merkezi stratejik desteğini almakta başarısız oldu.

Sürekli değişen uluslararası durumla birlikte, Çin Avustralya’nın, Çin’i uluslararası sahnede temelsiz olarak suçlarken aynı zamanda da Çin’den ekonomik olarak faydalanmaya devam etmesine izin vermeyecek.

GELECEKTE ÇİN-ABD İLİŞKİLERİ, ÇİN-AVUSTRALYA İLİŞKİLERİNDEN DAHA İYİ OLABİLİR

İç politikadaki kutuplaşma, toplumsal bölünme ve hızla artan açıklarla sıkıntıya girmiş olan gelecek Biden yönetimi dikkatinin büyük kısmını toplumsal çatışmaları azaltmaya ve ABD ekonomisini canlandırmaya verecek. ABD’nin Asya-Pasifik stratejisi daha çok Asya-Pasifik müttefiklerinden destek almaya dayanacak, burada Avustralya’ya sınırlı stratejik destek kalacak. Çin konusunda ABD’nin tarafını tutmak Avustralya’nın değerli diplomatik esnekliğine mal oldu. Avustralya iki taraftan da faydalanmak yerine iki kaya arasında kaldı.

Biden yönetimi iktidara gelirken, Morrison yönetimi Biden ekibinin Çin politikasını ve gelecekteki ABD-Avustralya ilişkilerinin yönünü etkileme girişimi içinde Çin’e karşı çatışmacı bir yaklaşım benimsemeye devam edebilir. İttifakın zayıflamasını önlemek için, Avustralya, sadece ABD’ye hizmet etmeyip, Avustralya’nın ihtiraslarına da hizmet etmesi için ittifaka Çin’i dengelemek için daha büyük bir rol vermek için inisiyatif alabilir. Gelecekte Çin-ABD ilişkileri, Çin-Avustralya ilişkilerinden daha iyi olabilir. Bu nedenle, Çin ve ABD’nin gereksiz çatışmalara ve anlaşmazlıklara sürüklenmeyi önlemek için ikili ilişkilerinde “üçüncü faktör”le nasıl ilgileneceklerini ciddi biçimde düşünmeleri gerekiyor. Global Times / Xu Shanpin

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın