Nemrut Mustafa Paşa

Nemrut Mustafa Paşa Nasıl Mahkûm Oldu?

Düşünsel Yazılar

Siyasi davalarda verilen hükümlerin bedellerini hâkimler değil, siyasi iktidarlar öder. Bununla birlikte hiçbir savcı ve hâkim, kanıt toplarken, iddianame hazırlarken ve hüküm verirken kanun dışına çıkamaz. Yoksa bunun hesabı da onlardan sorulur.

Kendilerinden hesap sorulan mahkeme üyesi örneklerinden biri, Mütareke döneminde İstanbul’da kurulan Birinci Divanı Harbi Örfi Başkanı Nemrut Mustafa Paşa ve mahkemenin üç üyesidir. Mütareke dönemi siyasi yargılamaları denince akla gelen ilk hâkim olan Mustafa Paşa, işbirlikçiliği, gaddarlığı ve kanun tanımazlığı ile ünlüdür.

Tevfik Paşa Hükümeti ilk Divanı Harbi Örfiyi 10 Aralık 1918’de kurdu. Başkanı Mahmut Hayret Paşa, üyelerinden biri, lağvedilmiş Nizamiye 27. Fırka Kumandanlığından emekli Tümgeneral Süleymaniyeli Mustafa Paşa’ydı.

Mustafa Paşa’ya “Nemrut” lakabının niçin verildiği aşağıda anlaşılacaktır. 1866 yılında Kuzey Irak’taki Süleymaniye kantinde doğan Mustafa Paşa, Kürt Bilbas aşiretinin bir kolundandı. Süleymaniye Medresesinde okuduktan sonra Bağdat Askeri Rüştiyesini bitirmiş, buradan İstanbul’daki Harp Okuluna girmişti. 1917’de Bağdat Osmanlı kuvvetlerinin başında idi.3 Aralık 1918’de Sivas’ta bir kuvvetin kumandanıydı.

Mustafa Paşa’nın bu dönemde yoğun bir şekilde İngiliz yanlısı bir siyasetle de uğraştığı anlaşılıyor. İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiserinin 5 Ocak 1919 tarihli raporuna göre, onu ziyarete gelen İngiliz Muhipler Cemiyeti kurucusu Sait Molla, Mustafa Paşa ve diğer bazı Kürt ileri gelenleri İngiliz mandası altında özerk bir Kürdistan istediler.

Mustafa Paşa’nın Divanı Harbi Örfideki bu ilk görevinden ayrılmasından sonra araya bir Bursa Valiliği girmiştir. Damat Ferit Hükümeti’nin Sivas kongresiyle cebelleştiği son günlerinde 24 Eylül 1919’da Bursa Valiliği’ne atanmıştır. Fakat Tümen Komutanı Bekir Sami Bey, “Aziz şehitlere dil uzatarak saygıda kusur ettiği” gerekçesiyle 3 Ekim’de onun işine son verir. Kendisinin 24 saat içinde Bursa’yı terk etmesi istenir. Postane işgal edilerek onun dışarı ile haberleşmesi yasaklanır. Mustafa Paşa, Damat Ferit de o gün istifa etmek zorunda kaldığı için direnmez ve sessizce İstanbul’a gider.

30 Aralık 1919 tarihli Tasviriefkâr gazetesi, askerlerin siyasete karışamayacağı emrine karşı gelmekten yargılanacağını, 19 Ocak 1920 tarihli Yenigün gazetesi de onun asker olduğu halde siyasi cemiyete girmek ve Ermenice Azadamard gazetesine bölücü demeç vermekten Esat Paşa başkanlığındaki divanı harpte yargılanmaya başlandığını yazmıştır.

Mustafa Paşa’nın, Ali Rıza Paşa Hükümeti zamanında Damat Ferit Hükümeti’ni yeniden iktidara getirmek için yer altı çalışması yapanlar içinde olduğu haber alınmıştır. Mustafa Kemal Paşa, 27 Şubat 1920’de kolordulara yaptığı bir genelgedeİstanbul’un güvenliğini sağlamak için” Anadolu ile İstanbul arasında bir tampon devlet yaratmaya yönelik bir Cemiyeti Ahmediye kurulduğunu, Ali Rıza Paşa Hükümeti’ne karşı İngilizci bir hükümeti işbaşına getirmek için harekete geçenler arasında Kürt Mustafa Paşa’nın bulunduğunu bildirmiştir.

Erzurum’da yayımlanan Albayrak gazetesi, 11 Mart 1920 tarihli sayısında “Milletin haklarında kararını verdiği bozguncularlistesinde Miralay Mustafa Paşa’yı da belirtmektedir.

Mustafa Paşa’nın Divanı Harbi Örfi başkanlığına getirilişi Damat Ferit Paşa’nın Nisan 1920’de yeniden başbakan olduğu dönemdedir. (10 Nisan 1920)  Bu dönemde yargıladığı kişilerden Hüsamettin Ertürk’e söylediği bir söz bu mahkemelerin durumu hakkında fikir vermektedir: “Seni pek iyi tanıyorum. Namuslu ve dürüst bir askersin. Askerlikten başka bir işle meşgul olmadığından eminim. Fakat işgal altında çalışan bir Divanı Harp, vicdanından ziyade hisleriyle hareket eder. Bu bize yukarıdan gelen emirdir.”

Mustafa Paşa’nın başkanı olduğu mahkemenin verdiği en önemli karar, kuşkusuz ki, önce Mustafa Kemal, Ali Fuat Paşalarla Kara Vasıf Ahmet Rüstem, Dr. Adnan Beyler, Halide Edip Hanım, ardından Fevzi Paşa, üçüncü bir kararla İsmail Fazıl Paşa, İsmet, Bekir Sami, Yusuf Kemal, Rıza Nur, Albay Fahrettin ve Selahattin, Abbas Hilmi, Celalettin Arif, Hamdullah Suphi Beyler, Rıfat Börekçi, Mustafa Fehmi Efendi’yi idam cezasına çarptırmasıdır. Gizli yapılan bu duruşmaların kararında birçok suç sıralanmıştır. “Kuvayı Milliye adı altında fitne ve bozgunculuk yapmak, halktan zorla para toplamak, asker almak, bu emirlere uymayanlara işkence yapmak, iç güvenliği bozmak, İttihatçılarla işbirliği yapmak, bozguncu nutuklar söylemek, halkı silahlı isyana teşvik etmek…”  Padişah tarafından da onaylanan bu kararların hiç biri uygulanamamıştır. Tevfik Paşa Hükümeti zamanında da askeri yargıya taşınarak kararlar bozulacaktır.

Mustafa Paşa başkanlığında görülen davalar sonucunda Zor Mutasarrıfı Zeki Bey idama, Erzincan tehciri davasından 5 kişi idama mahkûm edilmiştir. Onun başını belaya sokan Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey hakkında verdiği çifei karardır.

İKİ AYRI HÜKÜM TUTANAĞI 

Olay şöyle olmuştur: Nusret Bey hakkında Mustafa Paşa, üyelerden Fettah Bey idam, diğer üyeler Recep Paşa, Recep Bey ve Ferhat Bey ise 15 yıl kürek cezası istemektedirler. Sonuç olarak Nusret Bey’e 15 yıl hapis cezası verilir. Buna ilişkin karar imzalanır. Fakat Mustafa Paşa, bu kararı içine sindiremez. Nusret Bey’i idam etmeye kararlıdır. Yeni bir şahit getirtilip Nusret Bey aleyhinde ifadesi alınır. Mustafa Paşa, üye Ferhat Bey’i görevden alarak yerine yedek üye Niyazi Bey’i getirir. Bu kez oy birliği ile idam kararı alınır ve bu karar da imzalanır. Padişah, kararı onaylar. Nusret Bey, 5 Ağustos 1920’de idam edilir.

Mustafa Paşa, Matbuat Umum Müdürlüğü aracılığı ile basını da tehdit etmiş, kararları gerekçeleri ile birlikte yayımlamayan gazeteleri kapattıracağını belirtmiştir.

Sevr Anlaşmasının imzalanmasından beş gün önce (5 Ağustos 1920), Mustafa Paşa, Tercümanı Hakikat gazetesine verdiğidemeçte “Süratle iş gördüğümüz halde daha görülecek epeyce mahkememiz var. Verilen hükümleri hak ve adalete uygun olduklarına tam kanaatim var” demiştir. 15 Eylül 1920’de Akşam gazetesi onun bir demecini DOrient gazetesinden aktarmıştır: “Mahkemelerin açık olmasından yanayım. Böylece halkın sefaletine sebep olanların yaptığı bozgunculuğu görülecek. Beni şiddetle hareket etmekle suçlayanlar, ya İttihatçı, ya milliyetçi, ya da bunların cinayetlerini örtmek isteyenlerdir.”

Damat Ferit Paşa, Anadolu’da kurulan hükümetle başa çıkamayınca İngilizler işlerini berbat eden bu hükümeti değiştirirler. Yerine yeniden Tevfik paşa Hükümeti getirilir. Mustafa Paşa ve mahkemenin diğer üyelerinin görevlerine de son verilir. Divanı harbi Örfi’nin yeni başkanı Hurşit Paşa, kendinden önce alınan kararları gözden geçirerek birçok suiistimal tespit eder. Askeri Temyiz Mahkemesi de Nusret Bey’in idam kararı da içinde olmak üzere kararların birçoğunu bozar.

Mustafa Paşa ve birlikte görev yaptığı üyeler, 15 Kasım 1920’de tutuklanırlar. Nusret Bey hakkında çift tutanak tutmaktan suçlu görülerek 11 Aralık 1920’de mahkûm olurlar. Karar temyizde de onaylanır. Buna göre Mustafa Paşa 7 ay, üyeler Recep Paşa ve Recep Bey beşer, Fettah Bey üç ay hapis cezasına çarptırılır.

İstanbul’da yayımlanan o dönemin ünlü mizah gazetesi Karagöz, 8 Aralık 1920 tarihli sayısında şöyle yazmıştır:

“Dünyanın üstü varsa altı da var. Daha dün Divanı Harp reisi sıfatı ile karşısına istediğin çekerek gelişigüzel idam eden Mustafa Paşa, bugün adli bir mevkuf olarak cezaevi koğuşunda sıra bekliyor!”

Padişah, yalnızca 85 gün tutuklu kalan Mustafa Paşa ve suç ortaklarının cezasını yeteri kadar yattıkları gerekçesiyle affeder.

YUNANLILARIN ALETİ

İngiliz Yüksek Komiseri Sir H. Rumbold, Dışişleri Bakanı Curzon’a gönderdiği bir yazıda, Mustafa Kemal’e karşı Kürtleri kullanma planı hakkında bilgi veriyordu. Buna göre, Yunanlılar böyle bir imkânı araştırıyorlardı. Mustafa Paşa’ya bir süre önce bu iş için Yüksek Komiserlikçe Irak’a gitmesi konusunda izin çıkarılmıştı. Raporda adı geçen kişilerin toplu bir Kürt hareketi yaratmasının ve Kürtleri Yunanlılarla işbirliğine sürüklemesinin kuşkulu olduğu da belirtiliyordu.

Mustafa Bey, ailesini Şam’a götürme gerekçesiyle bir süre sonra İstanbul’dan ayrılır. 28 Haziran 1921 tarihli İkdam, “Kürt Mustafa Paşa, Kürtleri organize etmek üzere Şam’a gitti” diye yazmıştır.

21 Temmuz 1922’de Süleymaniye’de Kürdistan Cemiyeti başkanıdır. 10 Ekim 1922’de İngilizlerin teşvikiyle Güney Kürdistan İmparatorluğu adıyla ve Şeyh Mahmut Berzenci başkanlığında kurulan hükümette Eğitim Bakanı olur.

“İNŞALLAH KATLEDİLMİŞTİR!”

19 Temmuz 1922 tarihli Vakit gazetesi “Garip Bir Dava” başlığı altında eski Divanı Harp Başkanı Mustafa Paşa’nın kendisine zulüm yaptığını yazan Tevhidiefkâr gazetesi yöneticileri aleyhine beşer bin lira tazminat davası açtığını yazdı. Davayı onun adına oğlu yürütecekti.

Mustafa Paşa’yı, Damat Ferit Hükümeti dışında hiçbir İstanbul hükümeti de kaldıramamıştı. Çeşitli suçlardan dolayı Askerlikten çıkarıldığına ilişkin karar 2 Eylül 1922 tarihli Takvimi Vekâyi’de (Resmi Gazete) yayımlandı. Aşağıdaki yayınlar ise onun Türkiye kamuoyunda ne büyük bir nefretle karşılandığını gösteriyor:

8 Ocak 1922 tarihli Yenigün gazetesi “Nemrut Mustafa, başına geçtiği serserilerle Tebriz üstüne bir hareket yaptıysa da başarılı olamamıştır” diye yazdı. 12 Şubat 1922’de aynı gazete, “Nemrut Mustafa’nın katli inşallah doğrudur” diye yazıyordu. 26 Şubat 1922 tarihli Açıksöz gazetesinin haberinin başlığı şöyleydi: “Kürt Mustafa’yı öldürmüşler. Ellerine, bellerine sağlık!”

16 Mart 1922 tarihli Yeni Adana gazetesinde şöyle bir haber yer aldı: “Süleymaniye Kürtleri Kürt (Nemrut) Mustafa Paşa’yı katlederek Ankara’yı tanıdıklarını bildirmişlerdir.”    Zeki Sarıhan

 

Kaynaklar:

Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C. 1-4, Türk Tarih Kurumu Yayınları,

Feridun Ata, İşgal İstanbul’unda Tehcir Yargılamaları, Türk Tarih Kurumu

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın