Prof. Angus Deaton

Nobel Ödüllü Ekonomist Deaton: ABD’de İnsanlar Umutsuzluktan Ölüyor!

Ekonomi

Amerikalı iktisatçılar Prof. Angus Deaton ve eşi Prof. Anne Case, ‘Ümitsizlik Sonucu Ölümler ve Kapitalizmin Geleceği’ başlıklı çalışmalarında, ABD’de insanların ‘kendileri için artık iyi bir hayatın mümkün olmadığını’ düşünerek intihara yöneldiğini ortaya koydu.

ABD’li iktisatçılar Prof. Angus Deaton ve eşi Prof. Anne Case önemli bir çalışmaya imza attı. Princeton Üniversitesi’nde akademisyen olan çiftin birkaç ay önce yayınlanan ‘Ümitsizlik Sonucu Ölümler ve Kapitalizmin Geleceği’ başlıklı kitabı, ABD’de çok satanlar arasına girdi. 2015 yılında Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Angus Deaton, uzun yıllardır Anne Case ile beraber “ümitsizliğe kapılarak ölen insanlar” hakkında araştırma yapıyor. Elde ettikleri sonuçlar ise çarpıcı.

ALKOL, UYUŞTURUCU VE İNTİHARLAR

ABD’de yüzbinlerce insan, aşırı alkol kullanımı ve uyuşturucu nedeniyle veya intihar sonucunda hayatını kaybediyor. 90’lı yıllardan bu yana gün geçtikçe daha fazla insan aynı sebeplerden can veriyor. Hem de çok erken yaşta. Bu ölüm vakaları çok büyük oranda 45-54 yaş arası, yüksek okul eğitimi almamış, orta yaşlı beyaz Amerikalılar arasında görülüyor.

Prof. Angus Deaton Anne Case ve Angus Deaton işte bu vakaları “ümitsizliğe kapılarak ölme” (Deaths of Despair) olarak tanımlıyorlar. 90’lı yılların ortasında yılda 65 bin bu tür ölüm vakası kaydedilirken, 2018’de bu rakam 158 bine fırlamış durumda. Bunun sonucunda 90’lı yıllardan itibaren gelişmiş ülkelerde yaşam süresi artarken, ABD’de sürekli olarak düştü.

TEMEL NEDEN: EKONOMİK ADALETSİZLİK

Anne Case ve Angus Deaton’a göre, devasa bir refah makinası olarak görülen ABD, toplumun belirli bir kesimi için çalışmıyor. İnsanları öldüren şey, uygun bir zemin kalmadığı için kendileri için artık iyi bir hayatın mümkün olmadığını düşünmeleri.

Ümitsizliklerinin kaynağı ekonomik adaletsizlik. Yüksek okul mezunu olamayanların iş bulması çok daha zor. Dolayısıyla sorunlar eğitim sisteminde başlıyor. Dört yıllık yüksekokul eğitimi, daha sonra iş sahibi olup olunmayacağını belirliyor. Yüksek okul mezunu olmayan beyaz Amerikalıların 1979 ile 2017 arası satın alma gücü yüzde 13 düştü. Toplam olarak son elli yılda, yüksek okul mezunu olmayan ABD’li çalışanların reel gelirleri düştü. Diğer taraftan yüksek okul mezunu olanların gelirleri ise diğerlerine göre yüzde 80 oranında daha yüksek. Bu arada ABD’de çalışan kitlenin üçte ikisini yüksek okul mezunu olmayanlar oluşturuyor. Özellikle 2008 finansal kriziyle beraber, işsizlik oranının yüzde 4.5’tan yüzde 10’a çıkması sonucunda, “ümitsizliğe kapılarak ölenlerin” sayısı da arttı.

SORUN DÖNEMSEL KRİZ DEĞİL

İnsanlar işlerini kaybettikleri zaman sadece gelir kaybına uğramıyorlar, varlıklarının anlamı da kayboluyor. Ekonomik yıkım olayın bir yönü. Daha kötüsü sosyal birlikteliklerin çökmesi. Anne Case ve Angus Deaton’un kitapta belirttiğine göre, çok sayıda anne baba çocuklarından ayrı yaşıyor, uzakta iş bulabildikleri için. Ayrıca yüksek okul mezunu olmayan Amerikalılarda evlilik oranı çok daha düşük. Kilise cemaati mensubiyeti ve sendikalar ise azalıyor. Sendikalar kritik, çünkü sadece ücretlerin artmasını sağlamıyorlardı, sosyal hayatın da önemli bir unsuru idiler. Tüm bu gelişmeleri insanı  hayatta tutan “toplulukların yıkımı” olarak tanımlıyorlar kitapta.

Angus Deaton’un yaptığı şu değerlendirme ise gerçekten sistem eleştirisi niteliğinde: “Kısa süreli değil, uzun erimli ekonomik kırılmalar insanların daha erken ölümlerine yol açıyor. Ümitsizlik sebebiyle gerçekleşen ölümler sistematik ve resesyondan çok daha uzun süreli bir fenomen.” Yani sorun yapısal ve dönemsel bir krizden (finansal krizler, pandemi vb.) kaynaklanmıyor.

SERBEST PAZAR SAĞLIK HİZMETİNİ SAĞLAYAMIYOR

Amerikan sağlık sisteminin içler acısı durumu zaten dillere destan. “Ümitsizlik sonucu gerçekleşen” ölüm vakalarını bu bozuk sağlık sisteminin de tetiklediğini ifade eden Anne Case şu bilgileri paylaşıyor: “ABD GSYİH’nın yüzde 17’sini sağlık alanına ayırıyor, askeri harcamalardan ve tüm diğer ülkelerden daha fazla. Ama sanayi ülkeleri arasında yaşam süresi en düşük olan ülke de ABD. Bu çarpıklığın sorumlusu önemli ölçüde sağlık endüstrisi. Serbest pazar sistemi, sağlık hizmetini garanti etmiyor.”

Gelgelelim Anne Case ve Angus Deaton, Amerikan toplumunda yaşanan bu sosyal trajediyi salt sağlık sistemindeki çarpıklığa indirgemiyorlar: “Amerikalıların hayatlarının ortalarında ölmeleri, sadece kötü bir sağlık sistemiyle açıklanamaz. Sağlık sigortaları olsaydı, bu insanlar ölmezdi diyemeyiz. İnsanlara temelde ıstırap veren şeyin hastanede tedavisi yok.”

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın