Peri Bacaları

Peri Bacaları

Yaşam

‘Peri Bacaları’nı duydunuz mu? Doğa olaylarının ve hava koşullarının sonucunda oluşan bu oyuncak benzeri doğal kaya şekilleri, Orta Anadolu’da Ürgüp, Nevşehir ve Avanos’un ortasındadır. Kayaların bir orman gibi sıralandığı bu yer bir masaldan çıkmış gibidir. Kimi tarihçi yazarlar buraya 4. yüzyılda Kayseri Başpiskoposu Aziz Basileus‘un ve onun gibi şehir yaşamından bıkmış olanların sığındığını söylerler. Zamanla bu kayaların içleri oyularak konuta, tapınağa dönüştürülmüş. Konutların, tapınakların duvarlarını renk renk resimlerle bezemişler. Bugün bu tapınaklar içindeki resimlerle durumları yüzünden ‘Karanlık Kilise‘, ‘Elmalı Kilise‘ gibi adlarla anılır. Buraların her türden kaçakların da barınağı olduğu sanılmaktadır.

Sanat tarihçisi Metin Sözen, Peri Bacaları‘nın bulunduğu Göreme vadisi ve çevresini ‘Anadolu Kentleri‘ kitabında şöyle anlatır:

“Nevşehir, Ürgüp ve bütün bu geniş çevreyi dolaşıp, doğanın değişik görünümüne kendinizi alıştırıp, Ortahisar denen yerde dinlenir, sonra göz alabildiğine bakarsanız, kuytulardaki yeşillikler dışında tek bir renk görürsünüz: Boz. Neden sonra gökyüzünün var olduğu aklınıza gelir. Bu kadar açık bir rengin uzayıp gitmesi yadırgatır insanı. Bu boşluğu, beyaza yakın bozluğu, insan varlığı da doldurmaz, o yüzden boşluk gözünüz de büyür. Önünüzdeki bu boşluğu bırakıp kafanızı arkanıza çevirdiğinizde, birden bu görünümlerin aksine, dik, ulu bir kayanın dibinizde yükseldiğini görürsünüz. Tek bir kayadan oyulmuş Ortahisar Kalesi’dir burası. Bunu devamlı gözleyen, uzaklardan bakıp duran, daha arkadaki Sak Kalesi’dir. O da tek bir kayadır. Bu iki kuvvetli görüntünün ardından kalkıp, Göreme Vadisi’nin üst başına doğru uzansanız, hele günün durgun saatleriyse, görecekleriniz, etkilenecekleriniz, sizi benliğinizden bir anda koparıp alır, başka bir dünyaya çeker götürür. Burası büyük, ulu bir vadidir. Her yanı binlerce Peri Bacası, üstlerinde birer şapkamsı başlıkları bulunan. Binlercesi dizilmiştir bir ordu gibi, ardı arkası gelmeden. Bu ordunun erleri yine de bir başkadır, biraz farklıdır birbirinden.”

Ünlü yazarımız Yaşar Kemal, Peri Bacası diye anılan kayaların bir ordunun askerleri çokluğunda oluşunu, 1957 yılında yazdığı Peri Bacaları adlı yazısında bakın nasıl masallaştırır:

Zamanında buralar güzel bir ülkeymiş, bereket fışkırırmış topraktan. İnsanlar birbirini sayarlarmış, severlermiş. Fakiri fakir, zengini zengin değilmiş. Hırsızlık, katillik yokmuş. Üzümler ballı, buğdaylar taneliymiş. Bura halkının tek kaygısı ölümden yanaymış. Bir kapalı ülkeymiş buraları, o yüzden askeri, savunmayı gereksiz bulurlarmış. Yıllardan bir yıl, günlerden bir gün bakmışlar ki Maçan’dan beri yazıyı, yabanı tutmuş bir ordu gelir, yanında yöresinde ne varsa yaka yıka. Askerleri yok ki karşı koyalar, güzelim yurtlarını elden gider, gelen düşmanın her adım atışında. Bütün halk bir tepeye toplanmış, yaşlı gözlerle seyreylemiş gelenleri. Bir süre sonra gürültüler dinmiş, tozlar kaybolmuş ortalıktan. Bütün halk tepeden bir bakmışlar ki, koca ordu çakılmış kalmış olduğu yerde ‘Nasıldır, nicedir bu iş?’ derken gece olmuş, gün ağarmış, bakmışlar, her şey olduğu gibi durur yerli yerince. Kimse güçlendirip yüreklerini, varamazmış çakılıp kalan ordunun yanına. Eninde sonunda bir çoban değneğini havaya kaldırıp ‘Ölümse ölüm, ben varacağım duran ordunun yanına,’ deyip bırakmış kendini vadiye doğru. Varmış ki bir de ne görsün, ordu tüm taş kesmiş, toza bulandığı, kötülüğü bulaştırmaya geldiği için durur. Haber tez ulaşmış tepedeki halka, güzel ülkede kırk gün kırk gece toy düğün olmuş.”

Bu bölgenin koruma altında olduğunu ve yurdumuzu görmeye gelenlerin çoğunun Peri Bacaları‘na da uğradığını biliyor musunuz?

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın