İSG

Sakarya Hendek’teki patlamada İSG uzmanı kurban

Yurt

Kırmızı Baret Platformu, Ege İş sağlığı ve Güvenliği Federasyonu, Anadolu ve Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Federasyonları Derneği, İş Güvenliği Derneği gibi birçok kuruluşun desteğiyle, İstanbul Kadıköy’de İSG Birliği çatısında eylem yapıldı. İş güvenliği uzmanları Sakarya Hendek’teki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda meydana gelen ve 7 işçinin yaşamını yitirdiği 126 işçinin de yaralandığı patlamada fabrikada kısmi zamanlı çalışan iş güvenliği uzmanı Aslı Bozkurt’un tutuklu olmasını eleştirdi. İSG uzmanları, meslektaşlarının işveren bağlı bir çalışan ve bir rehber danışman görevi yürüttüğünü, yasada da açık olduğu üzere iş kazalarında yükümlülüğün işverende olduğunu belirtti. Bozkurt’un serbest bırakılmasını talep eden uzmanlar, kazaların önüne geçilmesi için de bir dizi önlem talebinde bulundu.

“KAZALAR OLMASIN İNSANLAR ÖLMESİN”

Uzmanlar yürüyüş yaptıktan sonra konuya ilişkin açıklama yaptı. Kırmızı Baret Platformu adına söz alan Cemal Gürol Özpalanlar şunları söyledi: “Her biri mühendis, teknik öğretmen, müfettiş, üniversitelerin İş Sağlığı ve Güvenliği bölümleri mezunu gibi ünvanlara sahip ve birçoğu hayatında karakolun önünden geçmemiş olan meslektaşlarımızın maruz kaldığı bu suçlamalar haksızdır. İş güvenliği uzmanlarının tek bir gayesi vardır: Kazalar olmasın, insanlar ölmesin.

“Sakarya faciasından sonra meslektaşımızın taksirle ölüme neden olmaktan şüpheli olarak ifadesi alınmış ve kendisi bunun hemen akabinde tutuklanmıştır. Tam 12 gündür eşinden ve annelerini özleyen çocuklarından ayrıdır. Faciaya neden olan patlamanın teknik olarak nedenini henüz bilmiyoruz. Ama net olarak bildiğimiz bazı şeyler var. Bir insanın taksirle ölüme neden olabilmesi için yaptığı bir eylem ile meydana gelen olay arasında somut bir ilişki yani illiyet bağı olmalıdır. Halbuki meslektaşımız bilerek veya bilmeyerek bu patlamaya neden olmamıştır. Patlama ihtimalini artıracak, tetikleyecek herhangi bir eylemde bulunmamıştır. Meslektaşımızın fabrikada işin yürütümüne dair herhangi bir yetkisi yoktur. Sadece işverene bağlı çalışan bir rehberdir, danışmandır. 6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Yasasında belirtildiği gibi iş güvenliği uzmanları olası ihmallerden dolayı hizmet verdikleri işverene karşı sorumludur. Bu nedenlerden dolayı işlemediği bir suçtan tutuklu olduğuna inandığımız meslektaşımız serbest bırakılmalıdır. Açılacak davada da yargılanan sanık değil, bilgisine başvurulan tanık olmalıdır.”

YASADA ERTELEME OLMAMALI

Ardından İSG Birliği adına açıklama yapan Mamut Çaylı, “Çalışanlar zarar görmesin, tüm çalışanlar güven içerisinde çalışsın diye emek veren bizlerin, geldiğimiz noktada görev, yetki ve sorumlukları ile ilgili yanlış algılar oluştuğu görülmektedir” dedi.

Ülkemizde iş kazaları sonucunda yaşanan kayıpları azaltmanın yolunun iş sağlığı ve güvenliği kurallarının başarısına bağlı olduğunu vurgulayan Çaylı, şöyle devam etti: “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarıldığı günden bu yana sürekli erteleme ile gündemde kalması bu kanuna olan inancımızı azaltmıştır. Ayrıca uygulamada yaşanan sorunlar ile bu mesleği icra eden iş güvenliği uzmanlarının sahada suçlu gibi gösterilmesi ve işveren sorumluluğundaki konularda suçlanması kabul edilebilir bir durum değildir.

“Sürekli ertelemelerin sisteme verdiği zararın telafisi mümkün değildir. Ayrıca Kanunun cezai maddeleri de işletilmediği için bu hizmeti satın alanla almayan arasında bir fark olmadığı düşüncesi mevcuttur. Ertelemeye gerekçe olarak gösterilen maliyet ile ilgili olarak, ülkemiz GSMH bütçesinin yüzde 4.5 ve üzerinde bir kayıp ile iş kazası ve meslek hastalığı maliyetlerine harcama yapmaktadır. AB ortalaması yüzde 1.5 oranında olup bu alana yapılacak yatırımlarda mali kayıp değil tam tersine bir kazançtır.”

YAPILMASI GEREKENLER

Çaylı, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanabilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

1- İş Güvenliği Uzmanlarının sadece rehber ve danışman olduğu bilinmelidir. Bu konu ile ilgili tüm taraflara bu net olarak anlatılmalıdır. Bizler işveren veya işveren vekili değiliz. Yaptığımız çalışmalarda denetleme, cezalandırma, değişiklik yapma, satın alma, işi durdurma vb konularda hiçbir yetkimiz yoktur. Bu konularda karar verici işverendir. Kanunun uygulamasına yönelik yükümlülükler de yine kanunda işverene aittir. Bu çok açık ve nettir.

2- İş Güvenliği Profesyonellerinin, İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarına yönelik yaptıkları çalışmalarda bağımsızlığı teminat altına alınmalıdır. İşveren; yapılan tespit ve önerileri dikkate almadığında, başka suçlu aranmamalıdır.

3- İş Güvenliği Profesyonellerinin işverene bildirdiği hususlar için tekrar başka bir yere bildirim yapma yükümlülüğü kaldırılmalıdır. Ülkemizde işverenini şikâyet et sistemi uygulanabilir değildir. Bu hem kültürümüze aykırı bir durumdur hem de işvereni şikâyet edenin işsiz kalacağı muhakkaktır. Tespit ve önerilerin İSG-Kâtip sistemi üzerinden yapılması sağlanırsa bu sorun aşılmış olacaktır.

4- İş kazalarında ilk önce İş Güvenliği Uzmanını suçlayan bir anlayıştan vazgeçilmeli ve uzmanın ancak tanık olabileceği, bilgisine başvurulabileceği bilinmelidir. Özel bir Kanun olan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 8. Maddesinde bu konu açıklanmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonellerinin görevleri ile ilgili ihmali durumunda ancak belgelerinin askıya alınabileceği açık bir şekilde ifade edilmektedir.

5- Sahadaki bilirkişilik uygulamalarında karşılaşılan sorunlar sonucunda birçok İş Güvenliği Uzmanı arkadaşımız tutuklanmakta ve yargılanmaktadır. Bilirkişi olarak görev yapanların da düzenledikleri yanlış raporlardan dolayı sorumlu olmaları sağlanmalıdır. Haksız yere tutuklamaya ve yargılamaya ve hatta ceza alınmasına sebep olanlar da hesap verebilmelidir. Sistemin gözden geçirilmesi ve bundan sonra verilecek kararlarda bilirkişilerin hata yapmasının önüne geçilmelidir.

6- İş Sağlığı ve Güvenliği alanında çalışanların verdikleri hizmet karşılığını alamadıkları da ortadadır. Maliyetin aşağıya düşürülmesi için hizmet kalitesinden taviz verilmemelidir. İş Sağlığı ve Güvenliği uygulamalarında bir hizmet tabelası oluşturulmalıdır. Kurulacak bir komisyon ile tehlike sınıfı, bölge, işkolu vb gibi kriterlere göre taban hizmet bedeli uygulaması getirilmeli ve rekabetin sektörü çıkmaza sokması önlenmelidir.

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın