Domates Üreticisi

Salça Fabrikalarının Sözleşme Oyunu Nasıl Önlenir?

Ekonomi

Salça ve konserve fabrikaları sözleşme yaptıkları üreticiden değil, düşük fiyatla dışarıdan mal alıyorlar.

Sözleşmeler tek taraflı olduğu için üretici hak talep edemiyor. Vatan Partisi Çiftçi Bürosu Başkanı Prof. Dr. Cengiz Çakır, sözleşmeli tarım ve domates piyasasını değerlendirdi. Tarımsal üretimdeki sözleşmelerin güvenilir olması gerektiğini söyleyen Çakır, “’Kira Kontratosu’ örneği gibi asgari koşulları içeren sözleşme formu hazırlanmalı ve imzalanan sözleşmenin bir nüshasının Ziraat Odası veya Tarım İl Müdürlüğü’nce muhafaza edilmesi sağlanmalıdır” çağrısında bulundu. Öte yandan çiftçilere sözleşmenin bir kopyasının dahi verilmediği, sözleşmelerin ancak güçlü bir kooperatifle yapılmasının üreticiyi koruyacağı belirtildi.

SEBZE ÜRETİMİNDE PAYI YÜZDE 40

Türkiye yılda 12 milyon tondan fazla domates üretiliyor. Türkiye domates üretiminde Çin, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dördüncü sırada yer alıyor. Domates toplam sebze üretiminde yüzde 40 dolayında paya sahip olan bir ürün.

Türkiye’de üretilen domatesin üçte ikisi sofralık, üçte biri salçalık olarak kullanılıyor. Yaklaşık olarak üretimin yüzde 10’u ihraç ediliyor. Kişi başına domates tüketimi yıllara göre 110-120 kilogram arasında değişiyor.

ÇÜRÜMEYE TERK EDİLMESİ AFFEDİLEMEZ

Çakır, domatesin “Olağan koşullarda verimli ve kârlı bir üretim dalı” olduğunu söyledi. Bu yıl yaklaşık kilosu 55 kuruş üzerinden fabrikalarla sözleşme yapılan salçalık domatesin, piyasa düştü diye 35 kuruşa bile satılmadığı Karacabey, Manisa, Torbalı gibi yerlerdeki üreticilerden feryatlar yükseldi. “Etik olan davranış şekli taahhüt edilen miktarın sözleşmede yazılı fiyat üzerinden alınmasıdır” diyen Çakır, “En temel maddesi bile işletilmeyen bir sözleşme ne işe yarar” diye sordu. Çakır, şöyle sürdürdü: “Gerekçesi ne olursa olsun bin bir zahmetle ve borçlanarak üretimin son aşamasına kadar getirilmiş olan ürünün çürümeye terkedilmesinin affedilir bir yanı olamaz. Benzer şekilde piyasa yükselince üç kuruş fazla kazanmak adına dolambaçlı yollardan ürünün bir kısmını dışarıya sataraktaahhüdünü yerine getirmekten kaçınan çiftçilerin olduğu da sır değildir. Tarafların sözleşme koşullarına uygun hareket etmemesi halinde sözleşmenin yaptırım maddeleri işletilmelidir. Tüketici hakları ile ilgili uygulamalardakine benzer bir yolla, anlaşmazlıkların hızlı bir şekilde karara bağlanmasını sağlayacak bir yöntem yararlı olabilir.”

DEKAR BAŞI 1000 LİRA ZARAR

Döviz kurundaki değişime paralel olarak girdi fiyatlarında meydana gelen artışın maliyetleri yükselttiğini söyleyen Çakır, “Domates mildiyösü” denilen mantar hastalığından etkilenen yerlerde yapılan kimyasal savaşın maliyetleri daha da artırdığını belirtti. Sıcaklıkların verimi de düşürdüğünü belirten Çakır, “Alandan edinilen bilgilere sözleşmedeki alım fiyatı 55 kuruş iken domatesin kilogram maliyeti 45 kuruşa ulaşmıştır. Bu durumda ortalama olarak dekarda 1000 lira kâr beklentisi olan üretici, ürününü 35 kuruştan satacak olursa dekar başına 1000 lira zarar edecektir” dedi.

MESELE SADECE ÜRETİCİ DEĞİL

Domates Üreticisi Üreticinin borçlanmasının toplumsal etkilerine değinen Çakır, şöyle sürdürdü: “Zarar ateşten gömlektir. Bir umutla çalışıp çabalayan, ancak beklediği kazancı sağlayamadığı gibi, zarar edip borca batan çiftçilerin sayısı çok fazla. Bunlar borçlarını ödeyemedikleri zaman, ailesine ve çevresine karşı mahcup oluyorlar. İcra takibi, ev eşyalarının haciz edilmesi, tarlasının, traktörünün, hatta evinin satılması çok ağır travma yaratıyor onurlu insanlar üzerinde.

Bazıları bu nedenle canına bile kıyıyor. Mesele basit bir alışverişten ibaret değil. Böylesi acıklı tablolara yol açılması toplumu sarsmaktadır.”

ÇİFTÇİYE SÖZLEŞME KOPYASI BİLE VERİLMİYOR

Çakır çözüm önerilerini sıraladı: “Çiftçilerin pek çoğu sözleşmenin bir kopyası kendisine verilmediği için, nasıl bir sözleşmeye imza attığını bile bilmemektedir. Çiftçiler tek başlarına güçlü bir kurum karşısında aciz kalmaktadır. Domates işleyen fabrikalarla sözleşmeyi güçlü bir kooperatif yaparsa üyelerinin haklarını koruduğu gibi üretim sürecini de denetim altında tutarak fabrikanın düzenli şekilde istenen özellikte hammadde tedarik etmesine yardımcı olur. Bu işin kökten çözümü üreticilerin güçlü kooperatifler oluşturarak tarımsal sanayi fabrikalarının sahibi olmalarıdır. Böylelikle ürünün işlenmesi yoluyla oluşacak katma değer de çiftçiye kalacak ve kırsal alanlarda işlendirme (istihdam) olanakları artacaktır. Üreticilerin birlikte hareket edecek şekilde örgütlenmeden başka çıkar yolları yoktur. Aşırı fiyat dalgalanmalarını ve kaynak israfını önlemek için tarımsal üretim planlaması yapılması gerekmektedir.”

GÜÇLÜ KOOPERATİFÇİLİK

Komşu ülkelerle kurulacak dostluk ilişkilerinin tarımsal ürün dış ticaretini canlandıracağına işaret eden Çakır, şunları kaydetti: “Bizim ürettiğimiz nitelikli ürünlere ihtiyaç duyan yakın pazarları es geçip, kıtalar ve okyanuslar aşarak pazar aramamız akılcı değildir. Rusya ile politik ilişkilerin düzeltilmesinin, domates ve diğer tarımsal ürünlerin satışını ve turizm faaliyetini kolaylaştırdığı bilinmektedir. Bu örnekten yola çıkarak komşularımızla dostluk ilişkilerinin yeniden kurulması ve pekiştirilmesi işleri kolaylaştıracaktır. Vatan Partisi’nin ‘Üretim Devrimi Programı’ hayata geçirildiğinde, halen boş durmakta olan salça fabrikalarının ve diğer tarıma dayalı sanayi işletmelerinin üretim yapma koşulları yaratılacaktır. Üreticilerin güçlü kooperatiflerın çatısı altında örgütlenmesi sağlanacak, böylelikle üreticiler sorunlarını kendileri çözme yeteneği kazanacaktır.”

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın