ATV

Sistem Çürüdü: Komşusundan Çocuğu Olan Kadın Ve Furkan’ın İntihar Mektubu

Yorum

Sahne 1: ATV ekranlarındaki Esra Erol’un programında bir kadın, çocuğunun komşusundan olduğunu öğrenince sevinç gösterisinde bulundu. Canlı yayın sırasında DNA testi sonuçlarını açıklayan Esra Erol, kadının eşine çocuğun biyolojik babası olmadığını söylemesi üzerine, “Nasıl yani, kim babası” tepkisini aldı. Kadın ise “Ben biliyordum zaten. Şükür elhamdülillah diyorum” ifadeleriyle sevindiğini söyledi.

Sahne 2: Ev ve araba için ömür tüketemeyeceğini ileri sürüp sistemin yalnızlığa ittiği Furkan’ın intiharı

Dizi dizi, izlediği dizilerde şantaj, aldatma, heyecan, bilmek, unutmak ve gitmek varken, şehvet, yabanıl tad, değişik zevkler varken,  o kadın elbet kocasından değil de  komşusundan çocuğu olduğuna havaya atlayarak sevinir. Ya baba DNA ile bulunmasaydı. Yandı gülüm keten helva.

Musalla taşındaki sistemin kendisidir. Kıvırmaya kalkmayın.

2300 lira ile  yaşam savaşı veren, vekilinin 15.000 lira emekli maaşı aldığı ortamda 1500 liraya talim eden kurşun askerler kuşkusuz yalnızdır. Sistem hepimizi yalnızlaştırmıştır. Çürümüştür. Orasını burasını boyayarak, kaportayı düzleştirerek alınacak bir yol da yoktur. Boşuna güneşi balçıkla sıvamaya başlamayalım.

Yapıbozum mu dersiniz yoksa başka birşey mi? Bilinmez. Bu sistemin yürüyebilme şansı, üretmeden tüketme olanağı yoktur. Elimize savaş baltaları alalım diyen yok. Bu arada çıkış üzerine kafa yormakta ve çözüm üretmekte yarar var.

Başka da çaresi yoktur.

FURKAN’IN İNTİHAR MEKTUBU

“Sözlerime başlamadan önce bir içki, uyuşturucu veya bir madde etkisinde olmadığımı belirtmek istiyorum.Bunalımda veya depresyonda değilim.Bu üzerine haftalarca hatta aylarca düşündügüm ve sonucunda bu karara vardığım bir durum. Bu zaman diliminde birçok kişiyle dolaylı yoldan konuştum.Durumu bu kadar ciddi ve derinlemesine anlatmak istemedim. Paniğe kapılmalarını, bu konuya kafa yormalarını, saatlerini vermelerini, psikolojilerini ve yaşantılarını etkilemek istemedim. Olabildiğince yumuşattım ve gerektiğinde durdum.Kendi içimde kendi sorunumu çözmeye çalıştım. Vardığım sonuç ise bu.

Hassas kalpli diyebileceğiniz insanlardan birisiyim. Şu zamana kadar hep doğru olanı yapmaya çalıştım.Yalan söylememeye, küfür etmemeye ve argo kullanmamaya çalıştım.İnsanları incitmemeye özen gösterdim, onlara sürekli olarak elimden geldiğince yardımcı oldum, değerli hissetmelerini sağladım verebildiğim kadar değer verdim. Çokca empati yaptım duygularını hissetmeye, onları anlamaya büyük özen gösterdim. Çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinledim, kitap okudum, araştırma yaptım. Herkesin görüşünü değerlendirdim, onlara saygı gösterdim.

Kendimi geliştirmek için spora gittim, yabancı dil öğrenmeye çalıştım. Herkese ve her şeye karşı merhametli oldum. Karıncayı bile ezmemeye özen gösterdim. Evde bir arı veya böcek olsa bile onu öldürmek yerine bardakla alıp özgür bıraktım, yemekten arta kalanları çatıya kuşların aç kalmaması için attım.

Zorbalıktan kaçındım, kimseye bulaşmadım, zorda kalanlara yardım ettim. Paraya ihtiyacı olana para ilgiye ihtiyaçları olana ilgi verdim.Hayvanları sevdim onlara ilgi gösterdim, besledim.Doğayı kirletmemeye çalıştım. Uzayı, doğayı, ormanları, gökyüzünü ve hayvanalar için plastiklerimi çöp yerine istifleyip geri dönüşüme bile atmaya çalıştım.Daha iyi bir dünya için elimden geleni yaptım.

Ailevi duygulardan yoksun büyüdüm hiçbir zaman babamla veya abimle doğru dürüst dertleşemedim, onlardan değer görmedim (bunun için onları suçlamıyorum sadece biraz değer biraz şevkat görmek isterdim sanırım bu iyi gelebilirdi)

Kendi özümü, yeteneğimi öğrenemedim, bunun için çok uğraştım ve çaba gösterdim. Neyi sevdiğimi bilmiyorum, ne olmak istediğimi bilmiyorum, ne okumak istiyorum bunu dahi bilmiyorum. Benim yaşımdaki insanlara aramda uçurum var, her konuda benden daha üstünler.

Zaman geçtikçe kendi kişiliğimden ayrılmaya başladığımı hissediyorum. Gittikçe yalan söylemeye, argo hatta küfür kullanmaya başladım. İnsanlardan uzaklaşmaya onları önemsememeye, doğaya ve hayvanlara zaman ayıramamaya başladım.Kendimi zamanla duygusuz bir insana dönüşüyormuşum gibi hissediyorum. Bunlar bana göre değil ben böyle olmak, hayatımın geri kalanına duygusuz bir insan olarak devam etmek istemiyorum. Sorumluluk almak istemiyorum. Bir araba, bir ev veya herhangi bir şey uğuruna yıllarımı aylarımı harcamak istemiyorum. İş hayatı bana çok yorucu geliyor. Hem içten hem de dıştan yıpranıyorum. Bir şeyler uğuruna bunca sorun yaşamak bana mantıklı gelmiyor. Bunun yerine her şeyi arkada bırakıp gitmek, her şeyi kapatmak daha mantıklı geliyor.

Aslında hiçbir şey için yaşamıyorum. Yaşamak için bir nedenim bir amacım yok. İnsanların yoluma sürekli taş koyup beni yoracaklarını biliyorum, bunun için çabalamak istemiyorum.

Burda kalmamı sağlayan bir kaç şey vardı. Şarkılar, kitaplar, filmler, doğa, gökyüzü (özellikle bulutlar ve gün batımı) ve birkaç tane de dost. Bunlar benim bir süreliğine burda kalmamı sağladı, bunun için minnettarım.

Belki de bu kadar derin, bu kadar hassas bir insan olmamalıydım. Keşke tanrı beni böyle yaratmasaydı diyip duruyorum kendime. Birisi en ufak hakaret bile etse buna üzülüyorum. Biraz üzülünce boğazımın yanıyor, sözcükler çıkamıyor boğazımdan. Merak ediyorum neden kimse bana değerli olduğumu hissettirmiyor ? Neden kimse beni sevmiyor ? Milyarlarca insan olmasına rağmen neden kendimi bu dünyada yalnız ve değersiz hissediyorum ? Biraz daha eğlenceli, daha yakışıklı, daha çalışkan mı olmam gerek. Hayat bunları istiyor. Benim bunları karşılayacak ne gücüm, ne de umudum var.

Daha iyi görünmek için, insanların beni sevmelerini sağlamak için kendimi yormak, yıpratmak, ruhumu bedenimi kirletmek istemiyorum. Neden beni böyle sevmiyorlar ki ? Düşüncelerimi, fikirlerimi, değer verdiğim her şeyi sırf dış görünüşüm biraz kötü diye kestirip atıyorlar. Bu konuda önemsiyeceğim birisini bulmaya çalıştım (değer vermek istedim, değer görmek istedim özel hissetmek istedim) ama her seferinde ters tepti, dostluklar arkadaşlıklar kurmaya çalıştım olmadı.

Çok sevdiğim, uğruna her şeyimi verebileceğim iki dostumu bu konuda üzdüğüm için özür diliyorum. Benimle geçirdikleri vakitler için, her şeylerini benimle paylaştıkları için, bana karşı nazik ve iyi kalpli oldukları için, benimle yıllarca birlikte oldukları için ve bana kattıkları her şey için çok teşekkür ediyorum. Onlara burdan bir kucak dolusu kalp yolluyorum.

Her şeye rağmen bugünün geleceğini biliyordum, hiçbir zaman yaşlanmayacağımı, düzgün bir hayat yaşamayacağımı biliyordum. Sadece bana bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum.

Bu dünya yaşamak için çok kötü bir yer, bunu istemiyorum.Son kez bugüne kadar birisini üzdüysem veya kalbini kırdıysam bunun üzgünüm, özür dilerim.Belki burada bulamadıgım huzuru gökyüzünde bulurum.Huzurlu, mutlu ve umut dolu hayatlar sürmeniz dileği ile hoşçakalın…”

Yorumunuzu Buraya Yazın