Market önü

SIVI YAĞ, HASTANELER VE YENİ HÜKÜMET SEÇENEĞİ…

Nevzat Yılmaz

Nevzat Yılmaz- İsimlik

Emekli maaşlarına yapılan zam ile asgari ücretin saptanmasını izleyen günlerde marketdeyiz. Aman Allahım sıvı yağa zammın peşinden at ile koşsanız yetişemezsiniz.

Bu ne yahu” diye ciddi tepki gösteriyorum. Efendim marketin bilmem ne bölge sorumlusu da marketteymiş. O yanıtlasınmış. Olur.

Buyrun” diyor. 

Neden bu kadar zam yapıyorsunuz. Bu zor ve dar günleri birlikte, zorlukları omuzlayarak atlatacağız diyor, devlet büyükleri” diyorum.

Sayın bay bilmem ne bölge sorumlusu gözlerini uzağa dikmiş. Beni dinliyor.

Bakın, birlikte omuzlayacaktık, yalnızca biz omuzluyoruz” diyorum, adamın dikkatini çekmek için, “Latin Amerika ülkeleri gibi oluruz” diyorum.

Böyle zam yaparsanız, halk marketleri yağmalar. Patronunuzun bütün varlığı elden gider, sizler de işinizi kaybedersiniz”.

Sayın bölge sorumlusu “Yapmayın” diyor.

Neden zam yaptınız” diyorum. “Yukardan yaptılar” diyor.

Onlara selâm söyleyin; az önce söylediklerimi iletin lütfen” diyorum…

Adam uysal uysal “Olur” diyor.

Neden kasiyerlere temizlik, raf düzenlemesi yaptırıyorsunuz” diye çıkışıyorum. O ünlü reklamlarını anımsatıyorum. 

Hani çalışanlarınız ne fazla, ne eksikti. Marketinizde güvenlikçi de yok. Kasiyerlerinizi ve biz müşterilerinizi tinerciler kesse yapacak bir şeyimiz yok.”

Sonra parmağımla kasada miting yapacak kalabalığa ulaşmış insan yığını gösteriyorum. 

Kasiyerler temizlik ve raf düzenlerlerse böyle kuyruklar oluşur.”

Sakalımı kaşıyarak büyük bir ciddiyet takınarak:

80 öncesi gibi, tüpgaz ve yağ kuyrukları gibi” diyorum. 

Adam “İletirim, aktarırım” gibi genel geçer tümcelerle beni geçiştiriyor. Biliyorum hiç kimseye iletmeyecek. 

Sonunda servet olma yolunda emin adımlarla ilerleyen sıvı yağ ile kasaya ulaşmış bulunuyorum.

Kasiyerlerden biri “Bilmem ne bey” diyerek diğer kasiyeri çağırarak kasanın açılmasını başardı. Ben de onların gözünde bir kahramanım. Çünkü bölge sorumlusu marketi terkettmiş, kasiyerlerin dili çözülmüştü. “Abi, asgari ücrete ve emekli maaşlarına zam yapıldı ya, o yüzden zam yaptılar” diyordular.

Sorumluya kasiyerlere temizlik yaptırdıkları ve de raf düzenledikleri için kızdığımı duymuşlar. 

Arkadaşlar memnun olmadığınızı sizler de iletin” diyerek marketten çıkıyorum.

Elimde sıvı yağ.

Sıvı yağa bakıyorum. 

Türkiye’nin üretimsizliğini simgeliyor. Ukrayna’dan, Rusya’dan şurdan burdan “sıvı yağ” dışalımı yapıyormuşuz. O yüzden güya artıyormuş sıvı yağ fiyatları.

Serbest piyasa ya güya “hökümat” karışamıyormuş.

Hükümeti harekete geçiren bir tepki henüz doğmuş değil. 

Sanırım bu sıvı yağ fiyatı  hükümeti alaşağı edebilir.

Öyle ya, CeHaPe döneminde az mı tüpgaz, gaz ve yağ kuyruğunda bekledik. 

O zaman para vardı, “egemen güçler” depoluyordu, satmıyordular.

Bugün, “egemen güç” olanlarla elele, kolkola sıvı yağa zam üstüne zam yapılıyor. 

Bizim çiftçimiz ayçiçeğini yeterince üretmeyince, samanı bile dışarıdan alan ülkemiz, halkının sırtına daha bir biniyor. Hükümet de izliyor. Olan biten bu işte.

Eskiden giyimine kuşamına bakılarak insanların gidişten memnun olup olmadıklarını anlayabilirdiniz. Şimdi anlamanıza gerek yok. 

Herkes kemküm ediyor.

Hükümet, kendi tabanından gelen top atışlarının ne kadarından haberi var, bilmiyoruz.

Ancak, övündüğü bütün alanlarda artık harıl harıl eleştiriliyor.

Hastanelerde evet kuyruk yok ama randevu almanın artık olanaksız gibi. 

Eve ekmek götüremeyen var mı yok mu?

Gördüğümüz; insanların artık borçla harçla yaşamlarını sürdürmeye çalıştıkları yönünde.

Bizi “zaten bunlar” diye başlayan tümceler ile suçlamak yerine, gerekeni yapıp çözüm üretmezlerse, 2002 koşullarının önünün açıldığını anımsatalım.

Ne olmuştu peki?

Bütün partiler seçimlerde yerle bir olmuş, 7 aylık bir parti tek başına iktidara taşınmıştı.

Muhalefetten umudunu kesen halk, böyle bir seçeneği ülkenin gündemine getirirse kimse şaşırmasın.

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın