Truva atı

Tahta At

İnsan Öyküleri

Anadolu uygarlığının en önemli kentlerinden olan Truva, Çanakkale Boğazı‘nın Anadolu yakasında, kıyıdan biraz uzakta bulunan bugünkü Hisarlık yöresinde, kayalık bir tepe üstüne kurulmuştur.

Bundan yüzyıllarca önce Truva, güzel yapıları, görkemli tapınakları ve göz alıcı saraylarıyla çok zengin bir kentti. Halkının mutlu bir yaşamı vardı. Kent, saldırganlara karşı sağlam duvarlarla korunmuştu. Yüksek burçlarına tırmanıp kenti ele geçirmek hemen hemen olanaksızdı.

Günün birinde Truva, Yunan yarımadasından gelenlerce kuşatıldı. Kuşatma tam on yıl sürdü. İki yan da büyük kahramanlıklar gösteriyor, kent ele geçirilemiyordu. Ama kenti ele geçirmenin bir yolu olmalıydı. Yunanlılar bunu güçle elde edemeyince kurnazlığa başvurmaya karar verdiler. Yeni bir savaş oyunu düşündüler. Tahtadan büyük bir at yaptılar. Tahta at hemen hemen bir gemi kadardı. Atın boş olan karnına en güçlü savaşçılar yerleştirildi. Savaşçılar atın karnına yerleştikten sonra kapak kapatıldı.

Tahta at, o gece askerlerce gizlice çekilerek kale duvarlarının önüne getirilip bırakıldı.

Truvalılar sabahleyin uyandıklarında ilginç bir görüntüyle karşılaştılar: Ovada Yunanlı askerlerin kaldıkları çadırlar cayır cayır yanıyor. Kendileriyse gemileriyle denize açılmış gidiyorlardı. Yalnız kale duvarlarının önünde tahtadan büyük bir at duruyordu.

Kale kapıları açıldı. Koruyucular önde, Truvalılar arkada atın yanına vardılar. O sıra da atın önünde bir adamın dikildiğini gördüler. Koruyuculardan biri öne çıkıp mızrağını adamın göğsüne uzattı.

-Söyle bakalım asker, sen niye ötekilerle gitmedin?

Adam korkuyla bir adım geriledi. Önceden hazırladıkları yalanı kendini acındırarak söyledi.

-Efendimiz, komutanımız giderken beni Tanrılara kurban etmek istedi. Elinden güç kurtularak bu atın karnına saklandım. Merhamet edin efendimiz, beni öldürmeyin.

Koruyucu mızrağını adamın göğsünden çektikten sonra:

-Peki bu at neyin nesi onu biliyor musun? dedi. Adam bu soruyu bekliyordu. Sevinçle atıldı:

-Bilmez olur muyum? Bu tahta atı biz kendi ellerimizle yaptık. Sizin için. Yenemediğimiz düşmana kutsal bir armağan olsun diye. Bu atı kentinize götürürseniz size mutluluk getirecektir. Bolluk, bereket ve barışın simgesidir bu at.

Halkın arasında bulunan başrahip:

-İnanmayın yurttaşlarım, diye bağırdı. Bu adam yalan söylüyor!

Bunun üzerine halk koruyucularla birlikte tahta atın çevresinden uzaklaştı. Akşama doğru rahip deniz kıyısında iki oğluyla birlikteyken iki büyük yılanın saldırısına uğrayıp üçünün de öldüğünü haber verdiler. O zaman halk:

-Demek rahip bize yalan söyledi. Tanrı onun cezasını verdi. Asker haklıymış, diye bağrışarak tahta atı kalenin önünden alıp kente soktular.

Gece olup el ayak çekildikten sonra asker bir ateş yaktı. Denizde gemileriyle hazır bekleyen Yunanlılar, bu işaret üstüne sessizce karaya çıkıp Truva’yı yeniden kuşattılar.

Beri yandan atın karnında saklı olanlar o sırada kapağı açıp dışarı çıktılar. Kentin kapılarını açarak Yunanlıların kenti ele geçirmesini sağladılar.

Tahta at, ilginç bir savaş hilesi olarak tarihe geçti.

Bugün tahta atın bir benzeri, Truva kentinin yıkıntıları önünde, Truva müzesinin bahçesinde bulunuyor.

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın