Üretim

Üretim Yok, Rantçı Kesimin Keyfi Yerinde

Halkın Gündemi

Verimli Kars, Ardahan, Iğdır otlakları; ne dikseniz yetişir Konya, Mersin, Antalya ovalarında çiftçiler  can çekişirken, üreticiden yok pahasına ürünü alıp büyük kentlere dağıtımını yapan rantçı kesim kazancına kazanç ekleyip keyif çatıyor.

Gazeteci Emin Karakuş, “İktidarlar yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla  yargılanırlar” diyordu Demokrat Parti’nin iktidar dönemini anlattığı “İşte Ankara” adlı kitabında. Yargılama ille de bir mahkemede duruşmaya çıkma ya da darbeyle devrilmeyi kapsamasa gerek; geldiğiniz gibi gidebilirsiniz de…

Osmanlı’nın son döneminde ve 100 yıla yaklaşan Cumhuriyet döneminde parlamenter yaşam, bugünkü denli tıkanmamıştı. Satıla satıla tükenen kamu malı üretim yapan fabrikalar, A’dan Z’ye dışarıdan alınan herşey, sözgelimi saman bile. İktidar yolunu şaşırsa muhalefet ben buradayım deyip öne atılır, en yakın zamandaki seçimde de iktidara gelirdi.

Samana Bile Muhtaç Ülke

Samanı bile dışarıdan alan bir ülke, coşa-koşa girilen gümrük birliği nedeniyle sübvanse ettiğimiz başka ülkelerin üreticileri gösterişli günler yaşarken bizim üreticilerimiz köylerini, verimli topraklarını bırakıp büyük kentlerde AVM’lerde temizlik yapıyorlar.

BİM, Şok, A101 başta olmak üzere marketler zinciri, son bir ayda bile halkın yediği içtiği ihtiyaç maddelerine düzenli günlük zam yaparken hükümet izlemekle yetiniyor.

Muhalefetse genel-geçer ifadelerle eleştirerek basın açıklaması ile yetiniyor.

Ecevit, Erbakan muhalefetini mumla aramak

İktidarın çıkış yolunu bulamaması karşısında bir küfe mısır koçanını  Meclis’in ortasına yığmaz mıydı Ecevit. Ya da Erbakan, asgari ücretle alınabilecek  ne varsa alıp  filesiyle televizyondaki programa çıkmaz mıydı?

Üretim yok, rantçı kesimin keyfi yerinde. Muhalefetin sesi çıkmıyor, çıksa da etkili olmuyor. Kentlerde beton yığınları arasına sıkıştırılan halk çaresiz.

Lâf Üretmek Yerine İş Üretmek

Hükümetin görevi lâf üretmek yerine iş üretmek, işsize iş, aşsıza aş bulmaktır. Köylüye mahalle oldular ya şimdi yerinde kalabileceği üretimi kolaylaştıracağı ortamı hazırlamaktır.

Fabrikalar açmaktır. Üretim yapacak işçileri o fabrikalara doldurmaktır.

Kuşkusuz büyük kentler önceliklidir. Ancak, Edirne’yi Keşan’ı, Diyarbakır’ı Ergani’yi, Trabzon’u Araklı’yı da gözetmek öncelikler arasına alınmalıdır.

Kendi zenginini yaratıp, yoksulu, dar gelirliyi es geçersen halk dalkavukluğu yapıp halkı aç,  çaresiz bırakırsan; halkın seni iktidardan almak dışında bir seçeneği kalmaz.

Burada en önemli sorun muhalefetin bir seçenek olamayışıdır.

Bu halk en seçeneksiz zamanlarda bile seçeneğini yaratabilmiştir.

Yaratır da…

Küpünüz dolduysa çekilin de güneş görsün halk.

 

Etiketler

Yorumunuzu Buraya Yazın